19 Mayıs 2009

Kanatları Kelebek..



Önceki yazımın sonuna yerleştirmek istediğim netten bulduğum bir mesel vardı..
Yazının çok uzun olacağı ve böylelikle okuyana sıkıcı geleceği endişesiyle son anda vazgeçmiştim. Ama şimdi sanki bir eksik tamamlanacakmış gibi ve o sanki benim hikayemmiş gibi..paylaşmak zorunluluğu duyuyorum.
Çünkü okuduğumun ve öğrendiğimin benim olması için onu yaşamalıyım ya da hiç değilse...belki ilk aşama olarak paylaşmalıyım. Madem ki ilk sahibi bunu yapmış...ben de sizinle paylaşıyorum:

Zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış, nasıl akıllılarmış anlatamam. Etraflarındaki ve okuldaki tüm bilgi onlara yetmez olmuş.

Bir gün, anneleri onları dağdaki bilge adama götürmeye karar vermiş.
Kızlar, bilge adamla karşılaşınca ona sorular sormaya başlamışlar.
Bilge adam bütün soruları doğru cevaplamış; kızlar çok sevinmişler ve annelerinden eğitimleri için bir süreliğine izin isteyerek bilge adamın yanında kalmışlar. Sordukları soruların hepsinin cevabı doğruymuş.
Bir süre çok mutlu olmuşlar; ama sonra sıkılmaya başlamışlar.
“Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım” diye düşünmüşler.
Kızlardan biri bir gün “buldum!” diye sevinmiş. “İki elimin arasına bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım, “avucumun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü? “Ölü” derse kelebeği bırakacağım. “canlı” derse avucumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse cevabı bilemeyecek.”

Kızlardan birisi kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış ve sormuş:
“Avucumun içinde bir kelebek var; canlı mı, ölü mü?”

Bilge adam cevap vermeden önce uzun süre kızın gözlerine bakmış ve cevaplamış : “Senin ellerinde kızım. Senin ellerinde…”

(Kaynak: Ahmet Şerif İzgören, Avucunuzdaki Kelebek)

Bu hikaye insana sanki bir "herşey senin ellerinde" mesajı vermek ister gibi..ama ben öyle bir mesaj almadım..
"Şu kelebek kanatlı hayatı sakın..yaşamış olmak için yaşama. Layık olduğu gibi yaşa ve asla öldürmeyi düşünme onu" oldu bana düşen hisse..



16 yorum:

THE PIED PIPER OF HAMELIN dedi ki...

Ben de herşey senin ellerinde, bir kelebek kadar kısa ömrünü sadece yaşamış olmak için yaşama, git eğlen, ye, iç, gez-dolaş, orası senin, burası da senin vur patlasın çal oynasın, çalgı, çengi, cümbüş gibi anladım...deermişimm;
ama diyemiyorum...:(

Yinede kıssadan hisse güzel.
Hayat kısa olmakla beraber herşey senin elinde...

Bol çukulatalı pasta tadında hayatlara uygun adım marş!

LODOSCU dedi ki...

Sen pastayı çok seviyorsun gibi geldi bana:))

Sağol arkadaşım..hikaye bence de güzeldi..

Adsız dedi ki...

lodoscum, çok güzel bir hikaye bu. akıl bizde, bilinç bizde, davranış bizde.
hep demişimdir: insanın yaşam hakkı kadar ölüm hakkı da bulunur. ama başkasını yaşatmak hakkı vardır ama öldürme bir hak olamaz. ben de aldım payımı bu hikayeden. hatta sınava yakın şu sıralar öğrencilerime de bu hikayeyi okutacağım. ne de olsa gelecekleri onların elinde:)
sevgilerimle
SF

LODOSCU dedi ki...

Biliyordum:) Senin çocuklara okutma olasılığın daha bu hikayeyi ilk okuyuşumda mutlu etmişti beni..
Hem belli mi olur? belki ”bizim elimizde mi” sorusunu sormak pek çok kilidin çilingiri yapabilir onları:)
sevgilerimle

Adsız dedi ki...

% 51 re % 49 seninle aynı fikirdeyim, ama ahh o %1 yok mu? Beni şüphelerde bırakan o % 1...:))

The pied piper of hamelin...

LODOSCU dedi ki...

Aslında arada dağlar kadar fark var ama yine de seni anladım sanırım:))

kedi perisi dedi ki...

ilk kez okuduğum bir hikayeydi, gerçekten güzelmiş, kız da çok bilgili ama acımasız ve sahtekarmış! bir insan sahtekar olursa bilgisinin önemi kalmaz, bu arada hayatta ne kadar şey elimizde, ne kadar değil bilemiyorum, bir sınır var gibi, bazı şeyler elimizde çok istediğimiz bir şeyi bazen yapabiliyoruz kimse durduramıyor ama bazı şeyler var ki, bizim elimizde değil, artık kader mi, tesadüf mü bilemiyorum...
sevgilerimle

not: arkadaşınızın kediyi almasına çok sevindim, sokaklardan bir kedi daha kurtuldu, bir kişi daha bir kediyle yaşamı paylaşmanın, ona ölene dek bakma sorumluluğunun ne güzel, ne önemli bir şey olduğunu öğrenecek...

LODOSCU dedi ki...

Avuç içindeki kelebeğin olası ölümüne siz de razı gelmediniz değil mi:)
En iyisi kafamızı fazla karıştırmadan elimizde olanlara elimizden geldiğince asılmak sanırım..

O pisiyle arkadaşın aracısı benim..
umarım kedicik ve arkadaşım birlikte yaşamaktan mutlu olurlar. Yoksa kendimi sorumlu hissedeceğim:)

Sevgilerimle

THE PIED PIPER OF HAMELIN dedi ki...

Yazını gene okudum da aslında hepimizin birer kelebek olduğunu ve kendimizi bir başkasının ellerine teslim ettiğimizi düşündüm.
Yarın gene okurum bu sefer başka bir anlamla karşında olurum ve bu sen kalemi eline alana kadar devam eder ve gider.
:]

LODOSCU dedi ki...

Her gelişinde yazabilirsin..
iyi yazıyorsun.
Ben de iyi okurum:)
bi de çok rahat yorum yaparım..
İyiydik böyle:))

Bakışlar, duruşlar, okuyuşlar farklı oldukça doğrular da faklı oluyor. Kendimizi başkalarına teslim etmek..Bu da doğru işte.
Madem ki sosyal varlıklarız kesinlikle doğru hem de.

Bu ara zihnim ve gönlüm çabuk yoruluyor. Ama ilk fırsatta burada olacağım.

hasretsenfonileri dedi ki...

Çok enteresan!!!! Herkesin baktığı pencere aynı, ama gördüğü farklı... Mesela ben, bu cevap gibi verilen, ama aslında yol gösteren, uyaran, yumuşacık ama tokat gibi hatırlatmanın, kelebek için söylendiğini düşünmüyorum.. Öyle olsaydı bu muazzam bu muallakta sallanan ikazın bu kadar derinlerde olması mümkün olmazdı.. "senin ellerinde" cevabı, satıhta olan bir anlam değil çünki..
Bana göre, karşısındakinin niyetini anlamış bilge kişi. Ve ona cevap değil ders vermiş :

"Yanlışta neyin yanlış olduğunu anlayabilmek için önce doğrusunu öğrenmenin; ve karşındakini gafil avlamak niyetiyle doğruları saptırarak hileye başvurmanın veya vurmamanın senin elinde olduğunu"

Teşekkürler sevgili Lodoscum.. Ders çıkarabilmemi sağladığın için.. Beni düşündürdüğün için... Zamanımı ziyan etmediğin için...

LODOSCU dedi ki...

Farklı bakış açılarından bakıldığında nasıl farklı sonuçlara varıldığını görmek gerçekten ilginç oluyor.
Ve bir o kadar da keyif verici bir şey bu.
Ben de bunun için sizlere teşekkür ediyorum.
…size her şey için teşekkür ediyorum.

THE PIED PIPER OF HAMELIN dedi ki...

Bizden habersiz martılarını aç bırakıp güneyin incilerinden birine tatile gittiğin ve mavi suların keyfini çıkarıp sirtaki yaptığın gibi bir komplo teorisi ürettim.

Paranoyaklaşıyor muyum ne??

=)

LODOSCU dedi ki...

Halâ buralardayım..da hayâl alemimde denize girmeye başladım bile..paranoyak diilsin yani.

Pek yakında görüşürüz:)

Ve sağol arkadaşım.

I am Bad dedi ki...

Daha önce duymadığım bir hikayeydi bu... Teşekkürler.

Hakikaten ortada bir cevaptan ziyade bir ders var. Benim çıkardığım hisse şu: çok şey bilince bilge olunmuyor.

LODOSCU dedi ki...

Bilgi işlenip, özümsenmediğinde yansıtılamaz hayata.
Bence de..çok şey bilmek bilge yapmaz insanı.