itiraz itiraf itidal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
itiraz itiraf itidal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2010

itiraz ve itiraf ve itidal..


Önceleri itiraz vardı..

Ömür törpüsü ne kadar uğraşsa da henüz itirazımı sıfırlayamadı. Ama beni itiraf yolu ile itidale ulaştırdığı muhakkak.  

itirafım var...kendime.

Öncesinde ölümüne değilse de, körü körüne ve zevkle itiraz ederdim.. Şimdiyse gözleri olmayan tüm itirazlardan kaçıyorum.

Kapıldığım itiraf seline sonuna kadar dayanır mıyım bilemem. Ama işte dedim ya kapıldım bir defa, onun gücüne karşı koyamıyorum. 

Bir yandan karşı koymak gerekiyor mu diye düşünmüyor da değilim.
Öyle ya büyük cesaret isteyen bir iç savaşa girildiğinin işareti değil midir itiraflar?

Ve bir de..hani itiraflarının sonucunda kendisini yargılaması vardır ya insanın, bu, savaştan galip çıkılacağının delili olarak gösterilemez mi acaba?  Ancak, bu galibiyet için adil yargılama şart elbette.

Şimdi..itiraz, itiraf ve yargı her ne kadar bambaşka anlamlar taşıyorlarsa da, onlar, kader arkadaşı olmuşlar bir kere, ayrılamazlar gözümde. 
Ben onları ayırt etmiyor ve ayrı ayrı ve hep birlikte seviyorum! Ama ille de îtidal!   Lezzetine henüz varıyorum...fazla sözüm yok ona. Ama İlle de îtidal.
Allahım insan kendisine acı veren bunca şeyi nasıl sevebiliyor, anlayamıyorum.

Ama anlamaya çalışmalıyım:

Herşey itirazlarına itiraz etmenin şart olduğu anda başlar. Çünkü artık itiraz etmenin boşuna yoruculuğu yetmiştir canına..Ardından ister istemez deli gibi itiraf etmeye başlarsın herşeyi.
Ve sıkıcıdır ve zordur, acıdır, sızıdır ama aynı anda hafiftir de onlar.
Hafifletmiştir seni itiraflar.

itiraf etmek, itiraf ettiğinle tanışman, onunla barışman ve onun omuzlarına yüklediği ağırlıklardan kurtulman demektir.
İtiraf etmek sınırlarını keşfetmektir.
Ya da ne olduğunu bilebilmektir itiraf.
Ya da ne bileyim dünyanın en büyük aptalı olduğunu iliklerine kadar hissetmektir.
Ve neyse ki sonunda ne olmadığını görebilmektir. 

Ya da belki herşeyin sonunda ve herşeye rağmen kendine beslediğin şefkâttir o; 
içinde nedense bir halt becermişsin duygusu ve inceden duyduğun sızı eşliğinde.....

Belki sığınmak gibi bir limana. Bazen başını koymak gibi ana kucağına.
Güzeldir kendine....her şeyi bir bir itiraf etmek.