İnsana düşen her an keşfederek yaşamaktır.
Sürekli bir heyecan içinde ve keşfederek yaşamak; duyarak, düşünerek..yaşamak; yaşadığını bilmektir.
Hayatın bir parçasıyım ben. Ona istesem de katılırım istemesem de.
Bana sunulanı verilen sürenin sonuna değin düşünmeden, istemeden, aramadan, sorgulamadan, bilmeden, görmeden, sevmeden....yaşayabilirim.
Ancak, bu anlamsız değilse de, anlamını bilmediğim bir hayatı yaşamaktan başka bir şey değildir.. İnsan anlamın da bir parçasıdır esasında. Bize düşen yaşamaktır ya..yapılacak ne varsa yapılmış nasıl olsa.. Takılmadan hiçbir şeye, takılıp giderim hayata..
Ama neyse ki hayat bu kadar basit değildir. Benim hayatımın anlamlı veya anlamsız olması benim elimdedir. Yani...öyleyse önüme -her an değişebilir- hedefler koyup, hayatımı anlamlı da kılabilirim.
İradem sınırlıdır. Sınırsız sayıda isteklerde bulunabilme yeteneğime karşın her istediğim olmaz benim.
Bugüne değin "ol" dediğimle olmadı hiç isteğim.
Yine de isterim de isterim...
Benden istenen neyse odur olan.
Ben isterim.
Çalışırım, öğrenirim, eylerim.
Beni anlama götüren güzergahtır çünkü bu.
Yine isterim. Yine çalışır ve yine eylerim.
Ve o sınırlı irademle Sonsuz Hayata hizmet ettiğimi bilirim..
"Sorgulanmayan bir hayat yaşanmaya değmez" (Sokrates)



