20 Aralık, 2009

Sınırlı ben ve sınırsız anlam..

İnsana düşen her an keşfederek yaşamaktır.
Sürekli bir heyecan içinde ve keşfederek yaşamak; duyarak, düşünerek..yaşamak; yaşadığını bilmektir.

Hayatın bir parçasıyım ben. Ona istesem de katılırım istemesem de.
Bana sunulanı verilen sürenin sonuna değin düşünmeden, istemeden, aramadan, sorgulamadan, bilmeden, görmeden, sevmeden....yaşayabilirim.
  
Ancak, bu anlamsız değilse de, anlamını bilmediğim bir hayatı yaşamaktan başka bir şey değildir.. İnsan anlamın da bir parçasıdır esasında. Bize düşen yaşamaktır ya..yapılacak ne varsa yapılmış nasıl olsa.. Takılmadan hiçbir şeye, takılıp giderim hayata..

Ama neyse ki hayat bu kadar basit değildir. Benim hayatımın anlamlı veya anlamsız olması benim elimdedir. Yani...öyleyse önüme -her an değişebilir- hedefler koyup, hayatımı anlamlı da kılabilirim.

İradem sınırlıdır. Sınırsız sayıda isteklerde bulunabilme yeteneğime karşın her istediğim olmaz benim.

Bugüne değin "ol" dediğimle olmadı hiç isteğim.

Yine de isterim de isterim...

Benden istenen neyse odur olan.

Ben isterim.

Çalışırım, öğrenirim, eylerim.

Beni anlama götüren güzergahtır çünkü bu.


Yine isterim. Yine çalışır ve yine eylerim.

Ve o sınırlı irademle Sonsuz Hayata hizmet ettiğimi bilirim..
























"Sorgulanmayan bir hayat yaşanmaya değmez" (Sokrates)


02 Aralık, 2009

yedisinde neyse:)

..Gerçek neyse odur, gerçeklik ise senin ondan ne anladığın..
Bilgi bir teori, bilmek ise deneyim..(Bir bilgenin sözlerinden alıntı)




Ben küçükken bana ne olmak istediğimi soran olmadı. Oysa sorsalardı onlara iki cevap hazırlamıştım; biri öğretmen olmaktı cevabımın..diğer cevabımsa biraz gizliydi, öyle herkese söylenmeyecekti. Kime söyleyebileceğimi bilmiyordum ama görürsem onu, ona söyleyebileceğimi bilecektim.
Ben küçükken bilge nine:) olmak isterdim. Evet, bir bilge nine olacaktım büyüyünce! Hep dünyaya neden geldiğimi(zi) bilmek..sonra da bildiğimi çocuklara anlatmak istedim. Bilge olma hayalimden vazgeçeli çok oldu ama, şu bilme isteğim hiç dinmedi benim. Şüphesiz dinmeyecek de. Meselâ sizin hiç imkânsızı istediğinizi düşündüğünüz oldu mu? Şu an size bunu bilmek istediğimi söyleyebilirim:)

Hayat sonsuz güzellikte seçeneklerle bezenmiş. Yazık ki o seçeneklerin hepsiciği birden..ve herbirimize sunulmuyor. Ama....hepimize her şeye rağmen ve dünyalara bedel iki armağan sunulmuş ki burada sevmek ve bilmekten söz ediyorum elbette. Önce sevmek mi gelir bilmek mi? doğrusu sıralamadan çok emin değilim. Önce hangisi varsa içeride, o gelir o halde önce. Sanırım sevmeyi istedikçe seviyoruz. Ve bilmekse sevmeyi, ister istemez izliyor. Ya da şimdilik bana öyle geliyor.....
..
Buraya kadar herşey hoş, herşey güzel..her birşeyi çözmüşüm:) Ama dediğim gibi, buraya kadar..ötesine geçemeyince..buraya kadar. Of Allah'ım bilecek daha ne çok şey var!!
Biliyorum gizliden gizliye seviyorsun Hayatı..ama ah..onunla kavga etmeyi bir bıraksan..O zaman onun seni nasıl..Onun seni ne çok sevdiğini bileceksin.



    bu şahane fotoğraf e-posta ile geldi..

19 Kasım, 2009

RUTİN..

Hareket bazılarımızı neşelendirirken, bazılarımızı yorar.
Oysa bazılarımızı da rutin yorar. Çünkü görmez olur gözler o zaman, işitmez kulaklar.


Bu ara ben sıradışı günler yaşıyorum diyebilirim.
O da benden bıkmış olmalı ki aylardır içinden çıkamadığım rutin,
bir süreliğine de olsa içimden çıkmaya karar vermiş. Kırıldı sonunda rutin. Ne mutluyum bir bilseniz!


Düşünmüşsünüzdür, bilirsiniz rutini siz de.
Nedir rutin sizce?
Alışılagelen mi?
Ya da sıradan?
Böyle gelenle böyle gidenin birlikteliği mi?
Huzur mu? Ya da belki huzursuzluk?


Çok beğendiğim bir cevap buldum soruma..
"Farkındalığı verip karşılığında hayattan alınan şey"
demiş ekşi sözlükte adında melek barındıran biri.


Rutin neydi sahi?
sıkıcı?
güven?
kasvet?
Hepsi mi? Yoksa hiçbiri mi?


Ama yok ben buldum cevabımı..Kalmadı rutin mutin.