19 Mayıs 2009

İŞARETLER

*Ne yapmak istersem isteyeyim isteğimin gerçek olması için, inanca ve cesarete ihtiyaç duyarım.

*İsteğimin şiddeti, inancımın derinliği ve cesaretimin büyüklüğü oranında güçlü olacağımı bilirim.

*İstek ve inanç bendendir,

*cesaretse emanettir inancımdan.

İsteğimin ardında yatan asıl nedenlerin ya da gerekçelerim safsa eğer, yukarıdaki satırlarda yazılanlar kendimi çaresiz hissettiğim anlarda müthiş bir iksir olmuştur bana.

***
Pazar günü biraz kafa dağıtmak amacıyla 'boş ve lâkin biraz da hoştur' diye düşündüğüm bir film izledim. Üzerimde yer kaplamayacağını umduğum film, umduğum gibi çıkmadı pek. Biraz mesaj kaygısı! taşıyor diye filmi anlatmayacağım ama, mesaj kısmına dokunmamak, üzerimde kalan etkisini aktarmamak elimde değil ne yazık ki:)


*

Yapmak istediğinin doğruluğundan ya da gerçekten yapması gerekip gerekmediğinden emin olmak isteyen genç kız, onun kaderi olduğunu söyleyen bir işaret görmeyi beklemektedir. Ve kader ânı geldiğinde yapması gereken eylemi yapmamayı seçerek sonunda bu hareketsizliğinin o beklediği işaret olduğuna karar vermiştir.


Öyle ya..eğer kaderi isteseydi giderdi gitmek istediği yere ve yapardı yapacağını.

Şimdi..burada kızımız bence önemli bir faktörü ya bilmemekte ya da en olmayacak bir biçimde gözden kaçırmaktadır. Hayatı isteklerle kurgulamaya çalışmak bazılarımız için saygı uyandırıcı bir çaba olabilir fakat, ben ne yazık ki onlara tek başına çok fazla anlam yüklemenin yanlış olacağı kanısındayım.


Eğer isteklerimize ulaşmak için ortaya konulan eylemler olmazsa, o istekler hayallerimiz olmaktan öteye bir adım dahi geçemeyeceklerdir.

Sonuç olarak beni destekler biçimde bir yanıt geliyordu filmin sonunda (ortada alenî bir soru vardı da ben aktarmadım zannetmeyin lütfen..burada kafalarda oluşturulmak istendiğinden şüphelendiğim bir gizli soruya verilmiş yanıtı kastediyorum) ki o yanıtlar iki küçücük cümleye sığdırılmış biçimiyle şöyleydi:


"Kader bir şey yapmak istediğinde bunu tek başına yapmıyor..
(bizim) oraya gitmemiz..orada olmamız gerek"

...

"Kaderi şekillendirmemizin kaderimiz olduğunu düşünebiliriz"

***

Bu yazının amacı, her ne kadar sadece onu işaret eder görünse de kader konusunda düşünce beyan etmek değildi. Önceki cümlede "bu yazının amacı" dışında belki fasulyeden bile olsa özne sayılmayacak bir özne daha vardı ki ben asıl ona işaret etmek isterim.


Bunu yapabilmem için de yukarıdaki iki cümleye filmden birer cümle daha çekeceğim.

"Kader bir şey yapmak istediğinde bunu tek başına yapmıyor.. (bizim) oraya gitmemiz..orada olmamız gerek. Köprü oluşturmamız gerek..sevdiğimiz için."

...

"Kaderi şekillendirmemizin kaderimiz olduğunu düşünebiliriz.
Kader birini sevmek için oluşturduğumuz bir köprüdür."


Sizin için şu ana değin hangi anlamı taşıdı bilmiyorum ama, yazının başlığı benim için çok önemli.


Köprü kurmak ya da işaretleri izlemek... Bu ikisi aslında hepimiz için önemli değil mi?

Beni okuyan dostların hatırlayacağını umud ediyorum ki; bu sayfalarda daha önceleri sevgi adına bir köprü yapmak gayretimden söz etmiştim..Tam da mevcut gücümü fersah fersah aşan bir gayretin içinde olup olmadığımı sorguluyorken, dikkatimi dağıtmak amacıyla yaptığım kaçamaklardan biriydi bu filmi izleyişim.


...

Köprü kurmak ya da işaretleri izlemek...
Bu ikisi aslında hepimiz için önemli değil mi?








6 yorum:

THE PIED PIPER OF HAMELIN dedi ki...

Yontucu yontarak şekil verdiği kaderimizle baş başa bıraktığı bizi yaşam alanımıza göndermek üzere yola çıkarır. Ya başımızda taçla geliriz oraya ya da …… .

Kaderimize şekil vermek kaderimizdir.

Zaten şekillendirilmiş kaderimizin üzerinde rötuşlar yapar dururuz. Düzeltirken bozar, yaparken kırarız. Elimizde kalan yontucunun olmaktan çıkar, bizim de olmaz.
Ortada bir yerde kalakalır.

Ben kadere şekil vermek yerine kaderin yolunda karşıma çıkan işaretleri iyi okumayı tercih ediyorum. Aa ne derece başarılı oluyorum tartışılır.

Eh bu da bir nevi şekillendirmektir dersen haklısındır.

Ama kaderin birini sevmek için köprü oluşturması fikrini beynimde bir türlü şekillendiremedim.
Çayımı anca içiyorum, dimağım pek açık değil ayaklarına yatayım bari.

Bu arada bir şeyi başarmak için öyle fazla bir inanca da gerek yok. Bir şeyi inanmadan da başarırsın.

Örnek: Bütün ailem ve arkadaşlarım hatta ben bile benim bir evliliği yürütebilecek bir adam olduğuma inanmazlardı.
Sonuç, tek eşle 25. yıl.

Sağlam örnek!
:))

kediperisi dedi ki...

ilginç bir filmmiş gerçekten de...kader konusunda kutsal kitap bize yukarıda insanları seven ve tek tek her insan için bu durumda milyarlarca, milyarlarca insan hakkında önceden çeşitli senaryolar yazan bir tanrı olduğunu söyler, (ki, bu aralar bu kader konusuna çok taktım) bizi seven Tanrı ya çok acımasız bizim için çok kötü senaryolar yazıyor! ya da bir Tanrı yok o biz insanların hayalinde yarattığı bir şey! ya da ikisi de doğru değil bambaşka üçüncü bir şey var...bilemiyorum..
bu arada yeni yazılarıma kedi perisi.blogcu.com sayfamda devam edeceğim, melek olan kedilerimizdeki birkaç yazıyı sildim ve kedi perisine taşıdım hatta bu arada yorumlarınızı da oraya taşıdım, hani melek olan kedilerimizde yazıyı ve yorumunuzu göremezseniz şaşırmayın (gerçi izah ettim ayrıca) yorumunuzu ve yazıyı kedi perisi bloguma taşıdım.
sevgiler, selamlar

LODOSCU dedi ki...

Kaderimizi yaşarken sıkıntılar içinde oradan oraya savrulmadan..kaderimizi yaşamamıza yardımcı olan yıldızlarımız...
Yalnız olmadığımızın işaretleridir işaretler.Ve onlar benim için en eşsiz dostluğun, en büyük sevginin, en tatlı sohbetin giriş kartlarıdır.

Filmde bizim köprü oluşturmamız gerektiği vurgulanmış.
Hani "ahh bir işim olsa..lütfen şu işim olsun" diye diye ömrünü tüketen insanlar vardır. İster ama bir işin ucundan tutmak zor gelir (bazen bana da olur bu..belki sende de olmuştur) herhangi bir işe başvurmaktan kaçınır..niye? Niye'si çeşitlilik arzeden ve çok derin bir alan olduğundan onları es geçmek durumundayız şimdi.
İşte sürekli isteyen ama, istediği için parmağını oynatmayan adama "oturma orda kalk ve yürü" deniyor filmde.

Köprüler istek, inanç ve yürümekle köprü oluyor çünkü. Bir de sevgiyle...ve bir de sevgi için. Köprünün bir ayağı bizsek diğeri inandığımız..istediğimiz..sevdiğimiz..
artık o her ne ise ya da kim ise.
Şimdi bu sözler ne derece anlaşılır bilmiyorum ama benim içimdekileri dışarı aktarabilme yeteneğim bu kadarına elveriyor. Meramımı anlatmada başarılı olmuşumdur umarım.

Aslında taçla ya da taçsız doğma konusu beni çok aşıyor arkadaşım.
Maddi ve manevi bütün taçlar, sadece başımızın değil belki de -görebildikleri taktirde- gönlümüzün gözünün dahi
göremeyeceği bir yerde dağıtılıyorlar. Ama şu kadarını söyleyebilirim ki, doğrusu bana öncesinde ya da sonradan bedel ödemeksizin taç taşımayı hak etmekten söz etmek, haksızlık gibi geliyor.

Evliliğin için kendine çok fazla pay biçiyorsun bence..
Biri bir şeyi isterken bu isteğin etkilediği/etkileyeceği diğer hayatların, inançların, çabaların varlığını sen de kabul edersin sanırım..
Ne yani sevgili eşinin inancının hiç mi rolü olmadı şu ortak girişiminizde:)

25 yılı candan kutluyorum.
Sevgilerimle.

LODOSCU dedi ki...

Sevgili Kediperisi ben Yaradanın bizi sevdiğine..gözettiğine.. inanıyorum. Bazılarımızın yaşadığı ağır travmaların nedenini anlamakta güçlük çeksem bile buna inanıyorum.
Belki ben sadece tek taraflı -ya da kendi gözlerimle- bakabildiğim için anlayamıyorumdur kimbilir. Şu kader konusu size de hiçbir zaman çözülemeyecek çok ama çok bilinmeyenli bir denklem gibi geliyor mu benim gibi:)

Kediperisi bloğunuzdaki yeni açılışınız hayırlı olsun. Ben de bir ara sizin gibi yazılarımı taşımaya çalışmıştım.. yorumları aktarma işi beni çok yormuştu.Ben bu konuda biraz beceriksizdim sanırım:)

Sevgi ve saygılarımla arkadaşım.

kediperisi dedi ki...

günaydın, güzel bir gün diliyorum, Ployuşka Poli'yi Kızıl Ordu'dan dinlemişsiniz ne şanslısınız, Ankara'ya 2 kez geldiler ama ikisinde de gidemedim, inşallah üçüncüyü kaçırmak istemiyorum
sevgiler

LODOSCU dedi ki...

Sanırım gece uykusuz uykusuz anlaşılmaz cümleler kurmuşum yine:) Ben de dinlemiş değilim canlı performanslarını..gelmişlerdi bir dönem ama ben şansımı kullanamamıştım..

Sağolun arkadaşım sizin de gününüz aydın olsun.
Sevgilerimle.