Öyle ‘atıl kurt’ durumları olmasa da bir can havliyle açılmazı açmayı, geçilmezi geçmeyi öğrenmeye çalışıyorum şimdilerde..İşe en zor olanla başladım; öncelikle hangi düşüncenin bana engel olduğunu bir bir tespit etmeye çalışıyorum...Bunun için düşündüklerimin takipçisi oldum.
Düşüncelerimi ve duygularımı çocuklarımmış gibi ilgiyle izliyorum. An içinde içgüdülerimin ve duygulanımlarımın farkına varıyorum.
O zaman sevinçten uçuyor, o andan ve kendimden müthiş keyif alıyorum. Sonra yapmak istediğim değişiklikleri kafama not edip, ardından o notları kasmadan-gerilmeden-sıkılmadan eyleme çevirmeyi görev ediniyorum.
Şimdilik beklentilerimin çoğundan vazgeçemedim ama (sanıyorum aslî isteklerimden sonsuza dek vazgeçemeyeceğim), artık beklemekten vazgeçtiğime inanabilirim böylece.
Bunların hiçbiri bir çırpıda olmuyor, her şey oldukça yavaş gelişiyor ve fazlasıyla tökezliyorum tabii ki.. Çok karmaşık değil ama, fazlasıyla basit hattâ. Basitçe yaşamaya devam yani:)
Sözün özü, kendime yeni bir köprü kurmaya çabalıyorum hepsi o kadar.. Zevkle ve şevkle..
Aslında şu an pek de şevkli bir durumda değilim doğrusu.Çok geç kalktım bugün.Tembel pazarın gözünü çıkarıyorum yani.Canım hiçbir işin ucundan tutmak istemiyor.İşin aslı, haftasonu tembellik yapmak benim hayatımdaki tek lüksüm.Bu nedenle şu iki gün bi halt yapmıyorum diye hiç de rahatsız değilim.Yine de şöyle havuçlu bir kek yapmak iyi olurdu.Dolapta kemirmekle bitiremeyeceğim kadar havuç var. Ama ceviziçim yok benim..onun yerine fıstık koysam olur muydu acaba!!?
Of.. ceviz almaya mı gidicem ben şimdi?