Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2012

"özgürlük üzerine"



Ah lodos ben yalnız seni değil, senin yaşlı gözlerini de seviyorum..
Ama hem yağmur hem rüzgâr, ardı ardına çıldırmak zorunda mıydınız ikiniz de?
Pazar günü müydü o deli yağmur? Nasıl o gün ayaklarımı o suya sokmak istemediysem, dün de aynı sebeple lodosa dalamadım. Doksanın, yüzün üstündeki şiddete çıkan hızda, dağıtır adamı böylesi diyor ve böyle bir fırtınada sokak keyfi yapamıyor insan. Yine de sıkı sıkıya kapanan pencerelere inat balkon korkuluğunun üzerinden uzattım burnumu ve doyasıya kokladım lodosun davetkâr kokusunu. O anlarda içimde kabaran sevincin şiddetini size anlatamam. Bir insan hayatta başka her şeyden kopup, havaya nasıl karıştığını kime anlatabilir ki?

Çok lâzım mıdır bilemiyorum ama bir parça fikri olsun isteyen olur umuduyla size düşüş! örneğini verebilirim. Bir yerden düşecekmiş te içinizden çekilirmiş gibi olursunuz aşağıya ya! Öyle bir şey işte bu da..Ancak burada yere değil de havaya düşeceğini hayal edecek aklı başında birini bulma olasılığı ne kadardır, düşünemiyorum. Neyse ki sonunda akıl dairesine çekilebildim ve bu sevinç hâlini fazla uzatmadım. Sonra da büyü bozuldu zaten. Az önce özgürlüğü bir vecd haliyle yaşayan ben, ân içinde hâl değişimine uğramış ve kısıtlanmışlık duygusuna teslim olmuştum.

Tam bu duyguyla başa çıkmaya çalışırken eski sayfaları karıştırmaya karar vermiştim ve elime geçen şu sözler olmuştu:

Ne zaman ki özgürlüğün arama tutkusu dahi sizi rahatsız eder ve özgürlüğün bir erek ve tatmin olduğuna dair konuşmayı kesersiniz, işte ancak o zaman özgür olabilirsiniz.

Ne zaman ki günleriniz ihtiyaçları düşünmeden ve geceleriniz de bir pişmanlık ve tutkuyla dolu olmadan geçer, işte o zaman gerçekten özgür olursunuz.
Halil Cibran (Ermiş/67)

Hayattaki başka her şeyden koptuğum o çok belirli anlar dışında boş yere denizden çıkmış balık gibi yaşamazmışım meğer.


11 Mayıs 2008

SEVGİNİN BAĞLADIKLARINA;

.......
Dostunuz, sizin karşılığını bulmuş ihtiyacınızdır.
O, sizin sevgiyle ekip teşekkürle biçtiğiniz tarlanızdır.
Sizin sofranız ve ocak başınızdır.
Çünkü siz ona aç olarak koşar ve huzura kavuşabilmek için onu ararsınız.


Dostunuz size aklından geçenleri açıklarken, kendi aklınızdan geçen ne 'hayır'ı ne de 'evet'i ona söylemekten korkmayınız.
Ve o sustuğunda yüreğiniz onun yüreğini dinlemeyi sürdürsün;
Çünkü sözcükler olmasa da, dostluklarda tüm düşünceler, tüm istekler, tüm umutlar doğar ve açıklanamayan bir mutlulukla paylaşılır.


Dostunuzdan ayrı düştüğünüzde üzüntüye kapılmayın;
Çünkü dostunuzun en beğendiğiniz yanı yokluğunda daha bir belirginleşir, tıpkı bir dağın tırmanana değil ovadan bakana daha açık göründüğü gibi.
Dostluğunuzda, ruhsal derinliğin arttırılmasından öte bir amaç olmasın.

Çünkü kendi gizemini çözümleyebilmekten öte bir şeyler arayan sevgi, sevgi değildir; öne sürülmüş bir ağdır ki bununla yalnız yararsız olan yakalanır.
.......
Yalnızca zaman öldürmek için aranılan dost nedir ki?
Çünkü o sizin ihtiyacınızı karşılamak içindir, yoksa anlamsız boşluğunuzu doldurmak için değil.
.......
Ermiş/Dostluk Üzerine (H.Cibran)



Aramızda kilometreler dahi olsa her nasılsa başımın darda olduğunu ya da olacağını sezinlerdi annem. Böyle durumlarda ya çıkar gelir rahatımdan, esenliğimden emin olana kadar eyleşirdi yanımda ya da rutin aramalarından çok farklı olduğunu bildiğim geceyarısı telefonları açar güven veren sesini yollardı bana. Annemin bu sezin yetisinin az buçuk bana da bulaşmış olduğunu söyleyebilirim. Ama söylemeyeceğim. Çünkü bu anlattığım çok olağanüstü bir özellik arz etmiyor bildiğim kadarıyla. Kuş dilini çözmüşlerden olduğuna inandığım annnemin hissiyatı kadar keskin ve kesin olmasa da bu sezgisel algıyı kendimde de görürüm. Olacağı sezinlerim gibi ciddi bir iddia içinde değilim ama en azından bilirim ki; ailemin bir ferdi veya bir dostum da beni düşünmektedir beni, benim onu düşündüğüm anda. Özellikle sevdiklerimize yönelik olan ve sevginin yönlendirdiği saf ilgiyle ilintili olduğunu düşündüğüm bu durumu, aralarında sevgi bağı olan bütün varlığın deneyimleyebileceğini birçoğumuz biliriz.. Daha doğrusu bilenler bilir...ve bilmeyenler şu an için ilgi dahilinde değildir.


Özetle...
İş bu yazı bir özel günün ve uzun soluklu bir dost sesinin etkisiyle yazılmıştır. Yazanın meramı burada; onca hırın-gürün altında parlayan duygulara dikkat çekmektir yalnızca...


Not.Bu sayfa -ayrı dünyalarda da olsalar- sevginin bağladıklarına ithaf edilmiştir....