yeniden oluş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeniden oluş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2012

yeniden..

Kişi ihtiyacı olan şeyi bütün dünyayı dolaşarak arar ve aradığını eve döndüğünde bulur. (George Moore)



Dışarıda sürdürülen normal! hayat bütün saçmalığıyla devam ederken birden bir ihtiyaç, bir zorunluluk doğar ve kabuğuna çekilmeye muhtaç olur insan.                  

İçerde olanları kimsecikler bilmez. Kimsecikler bilmemelidir de zaten. Belki..bazen..varsa.. yakındakiler anlar içinize kaçtığınızı ki, o da sadece o kadardır.. 

Düşüncelerinizi pek yavan buluyorsunuzdur artık...Onları kendinizden başkasına açmak, konuşmak, inançlarınızı, duygularınızı paylaşmak, kendinizi anlatmak ve…buradayım demek, burada yaşayan biri var demek zor geliyordur.

Ne yaşamış olduğunuza ve ne yaşayacağınıza değil, neyi, niçin yaşamakta olduğunuza odaklanma vaktiniz gelmiştir. Ne olmayacağınızın ayırdına varıp, ne olduğunuzu görebilmek için, o sıra içerideki işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmek daha önemlidir.    

Aynılaşmış ve de aynîleşmiş dünyada hem zaman hem mekan yorgunluğundan mustarip bir zihni susturmak zorunludur artık. Bu istek Kaf dağınızdır sizin. Şimdi normal olan budur: Dağı görmeyi öğrenene kadar sus pus olmak. Susacak..susturacaksınız.  Tek şart budur. Zihninizi kusacak duruma getiren her tür iç ses susturulacak!  Sonra..susmayı başardığınızda dağın ardında gizlenen esaslı bir dileğe sahip olmaya hak kazanırsınız. Artık gökyüzündeki yıldızları yeniden görmeyi isteyebilirsiniz...Şimdi duymak ve görmek vaktidir.

Eh..istekler sonsuzmuş...Bu pek umutlu ve bir o kadar da kıvrandırıcı hikayeden çıkmayı isteyip istememek size kalmış. İster içine girip olanı biteni  şaşkınlıkla izlersiniz, ister bir kaçış yolu ararsınız…Yalnız burada  bilmediğimiz bir şey vardır…ister isteniiir ister istenmez, onu bilemem, ama duyduğuma göre bu hikayeye giren bir daha kaçacak delik bulamazmış.
 
İyi güzel hoş da..zaten hikaye dediğinin zevki de böyle çıkmaz mıymış!? 

Ressamın imzasını okuyamadığım için yazamıyorum, ama hastasıyım bu resmin! Benimmiş gibi hep burda dursun isterim:)




ayferbilici

17 Ocak 2010

Hikâye



Yılgın ve yorgun günlerde, küçük, çaresiz ve ürkek adımlar atarak, dip köşe ışığını arıyorsun.



Onun içeride bir yerde ışımakta olduğunu bildiğin halde yeniden ve yeniden aramak zorunda bırakmanın kendini, nasıl yorduğunu da biliyorsun..


Yine de her seferinde yorgun, ürkek adımlarla yürümeğe devam ediyorsun.


Aslında değişen bir şey yok bu sahnede. Bildiğin gibidir hayat.


Herşeye rağmen onu aramak güzeldir


ve aradığın ışıkla buluştuğunda, ışıldamak..


dünyalara bedeldir.


.....


Onlar ki, karanlığın dibine vurur vurur..sonra ayyuka çıkarlar.

Bir zaman orada parıldayıp, ışık saçarlar..Sonra yine dibine vurma faslı ve sonra yine parlayış....
.....


Yeniden ve yeniden oluşun ifadesi olsa gerek, bütün bu hikâye.