01 Mart 2009

Afrika Menekşesi


Bir süre önce güven ve inanç eksikliğine takılmış durumdaydım...Güvenmek ve inanmak konusunda içimde ufak! bir sorun var(dı) ama, nedir, nerededir, niyedir'ini bulamıyordum. Baktım ha deyince olmayacak..zamana güvenip:) bıraktım sorunu, dipsiz bilgi kaynağının toprağına..Zaman geldiği zaman istediğim bilgi, olgunlaşır düşer birgün benim ellerime de...



Dün geçen süre içinde kendime bir çözüm edinmiş olduğumu farkettim..
Diyelim ki, balkonumdaki afrika menekşesini soğuktan korumak için getirip her daim görebileceğim bir yere koydum. Karar verdim, onun tomurcuklar verişini, tomurcukların mor çiçeklere dönüşüp, bana gülümseyişini sabırla bekleyeceğim..Ama bir nedenle anladım ki, çiçeğin açabileceğine olan güvenim ve/veya inancım tam değil. Peki bu güven eksikliği çiçekten mi kaynaklanmaktadır yoksa benden mi?
Çiçeğin açmak zorunda olmadığı varsayımından hareket edersek ( çiçeğe açmadığı taktirde 'neden açmıyorsun' diye hesap soramıyorsam bu onun bana cevap verme yetisine sahip olamayışından değil, ona ne kadar gözüm gibi baksam da bana gülümsemek zorunda olmadığını bilişimdendir bana göre) buradaki inanç kendime olan inançtır ve inanç eksikliği de kendime olan inanç eksikliğidir öyleyse.


Çünkü olmasını istediğim olayın gerçekleşmesi için gerekli olanı yeterince yapamayacağımı düşünüyorum.

Çünkü..belki herşeyin havadan, bedava gelmesini umacak denli cahilim.

Çünkü belki..sorumluluk duygum yeterince gelişmemiştir..belki yeterince iyi olmadığımı düşünüyorum..
belki de geçmişte yaptıklarımı ya da yapmadıklarımı düşünüyor ve böylelikle yapabileceklerime bir ölçü biçerek beklentilerimi tırpanlıyorum..


Ve böylece yapmak istediğimi yeterince isteyemiyorum belki de.

********
Ve sonunda anladım ki, kendimi -bilinçsizce- eksik veya hatalı gördüğüm sürece "haketmiyorum" kâbusları görmeye devam ederim.


Sonuç olarak kendime herhangi bir biçimde ölçü biçmekten -bilinçli olarak- vazgeçmeli, istemeli, güvenle beklemeli ve menekşelerime gözüm gibi bakmayı hiç ihmâl etmemeliyim:)

4 yorum:

Adsız dedi ki...

tahir ile zöhre hikayesi aklıma geldi. 'sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?' beklentisiz ol derim, böylece gerçekleşen her şey sürpriz kıvamında oluyor, mutlu ediyor:)
yazılarını okuyorum, nasıl da yaşantı dökülüyor kelimelere. günlük yaşanan geçmişte kalan.. bir de ben, vakit ile nakiti birlikte bulabilsem de yazabilsem. mutlaka boş vaktim çıkacaktır diye beklemedeyim.
mutlu kal, menekşene sıcak bir selam gönderiyorum. söyle AÇSIN!
:))))

LODOSCU dedi ki...

Şart değil elbette:)Elmalar ve menekşeler..onların olmalarına yardım etmemizden başka birşey istemezler. Baksana..biz onlara yardım ederken onlar da bizim oluşmamıza katkıda bulunmaktalar..

Canım felsefecim..o vakitle nakitin birlikteliği pek görülmüş şey değildir zati. Ama boşver çalışmak da iyi bi şeydir:)
Bu arada kimbilir ne güzellikler birikmiştir senin içinde..özlemişim seni ve tatlı mesellerini...

Menekşeye hadi diyorum..tomurcukların nerde kaldı diyorum..şimdilik ses vermiyor.Verdim selamını..belki seni dinler:)

Yorma kendini olur mu...

kediperisi dedi ki...

bu düşünce Tanrı-insan için de geçerli mi acaba? Bizi seven, koruyan bir Tanrı gerçekten var mı? Yoksa sevgim, inancım tek taraflı mı? Bir saniye önce evet, bir saniye sonra hayır diyorum, sürekli gelgitlerde düşüncelerim, bir saniye isyan, bir saniye sonra pişmanlık, yalnız mıyız bu dünyada yoksa yukarıdan koruyup, gözeten biri var mı gerçekten? menekşeyi yeterince seversek bizi duyar ve açar mı?
Sevgili lodoscu, zor günlerimdeki desteğiniz için çok teşekkür ediyorum
Sevgilerimle

LODOSCU dedi ki...

Ben eminim ki Tanrı'yı sevmenizin nedeni O'nun sizi sevmesidir.
Ona gücenmeyin..Hayır..bizi yaratıp sonra da yalnız bırakmadı..ama azıcık çaba göstermemizi istiyor (derler ki sevdiklerinin daha çok çaba göstermesini istermiş onun için de biraz daha ağlamalarını istermiş).
Menekşeyi ve herşeyi sevmeye devam etmeliyiz bence..karşılığını hemen göremesek de...

Ben size teşekkür ediyorum..
Kendinize iyi bakın lütfen.
Sevgilerimle.