21 Şubat 2009

Kötülük ve Vicdan Üzerine



Gecenin yarısını aşalı tam bir saat olmuş..Köpeklerin havlamalarını dinliyorum. Çok uzaktalar.Karşı dairedeki çiftin bir eşi, az önce evine girdi. Gecenin karanlıklarına karşı kapıyı kilitlemekte şimdi.

Köpekler..karanlığa karşı havlamakta halâ..Onlar dışarıda ve karanlıktalar..ama karanlığa ait olmadıkları aşikâr.


Bahariye Caddesinde yoğun karın altındaki köpecik geliyor yine gözlerimin önüne. Bir giyim mağazasının önünde, sırılsıklam olmuş çaresiz bedenini, yine sırılsıklam bir paspasın üzerine sermiş..titremekte.Sanki umutsuzluktan doğan bir yorgunluk görüyorum yüzünde..ve yıllar oldu o görüntü gözlerimin içinden silinmedi. Korkarım hiçbir zaman silinmeyecek de.


"En büyük mazhariyet kendi kendinden memnun olmaktır ve biz, kendimizden memnun olmağa lâyık olmak içindir ki, hür yaratılmış ve ihtiraslarımıza karşı vicdanlarımızla set çekebilecek kabiliyetle silahlanmışız" diyen J.J.Rousseau'ya inat...kendimden memnun olmadığım anlardan birini yaşamıştım o karlı günde, Bahariye'de. Aynı sözler insan olmakla birlikte sahip olduğumuz hürriyete ve yüklendiğimiz sorumluluklara dikkâtimi çekiyor. Öyle ya vicdanlarımızı susturabilecek ya da konuşturabilecek hürriyete sahip tek yaratılmış varlık biz değil miyiz?..


Belki bir köpek ısırmıştır popocuğunu bilinmez..bazılarımıza bazı hayvan sesleri ürkütücü gelir. Bana göreyse "Allah rızası için o köpeği Kemerburgaz'da bırakıver" diyen adamın sesi korkunçtur. O sese hangi inanca, hangi vicdana sığar Allah'ın rızasını böyle bir fiile dayandırmak" diye sormak isterim..soramam. Böyle soruların sonsuza değin karanlık boşluklardaki o yere mahkûm edildiğini gören bir insan olarak..


İhtiraslarını doyurmak ve gerçekten korkmaları gerekeni görmezden gelebilmek için insanlar, vicdanlarına set çekmeyi tercih ediyorlar...

Bense olanı biteni izliyorum sadece..İzlemekten yorgun düşene kadar izliyorum.

Gönül yorgunluğu sadece umutların boşa çıkmasından olmazmış diyorum sonra da kendime....


4 yorum:

THE PIED PIPER OF HAMELIN dedi ki...

...izliyorsun ama sadece izlemiyorsun! Bence en önemlisi izlediklerinden çıkardığın sonuçları tarihe iz düşüyorsun. Bunları biri/birileri okuyacak ve kendinin yanlız olmadığını anlayacak. O'nun gibi birileri daha olduğunu bilecek. Biri/birileri daha okuyacak, düşünecek, belki de yanlışını doğrudan ayıracak. Görmezden gelinenler görülecek, duymazdan gelinenler duyulacak.
Bir gün gelecek bu izlerin ışığında olamayanlar olacak.
Belki de hiç olmayacak.
Ama sen, ben ve bizim gibiler tarihe izlerini düşmeye devam edecek.
Amaç bir deniz yıldızını daha kurtarmak.
Ve diğer kurtarıcılara bir iz bırakmak.

Bir dostan diğerine sevgiyle...

LODOSCU dedi ki...

Kimi bakmadan geçer, kimi mühtezi bir ifadenin izini bırakır... Kimileriyse böyle arar bulur duygudaşlarını..
Günümüzde duygu ve düşüncelerden söz etmek risklerin en büyüğü olmuştur, ama insan olmanın da başka kriteri yoktur benim bildiğim. İşe yarasa da yaramasa da konuşacağız o halde:)

Sevgiler benden iyi dostum.

sedencik dedi ki...

hayvanlar sevgiyi en iyi ayırd edenlerdir...
cihanı hatırlarmısın...
güzel bir attı...
ve üstünden attı...
çok yazık tabi bu sevgiyi bilmeyenlere...

o tuhaf laf salvolarının ardından ülkenin 4 bir yanında hayvan katliamı başladı...

bende hiçbirşey yapamadığım çaresiz kaldığım zamanlarda çok utanırım hayvanlardan...

yinede hala bir umut...
bir gün silkelenip kendine gelecek her insan diye umud etmek istiyorum...

sevgiyle...

LODOSCU dedi ki...

Evet Seden'cim..hayvanlar sevildiklerini de sevilmediklerini de biliyorlar. Sevildiklerinde can dostu olurken bir insan'a, sevilmediklerini bildiklerinde almazlar hiç bir insanı sırtlarına.
Cihan çok güzel bir attı:)
Hattâ onun için gördüğüm en güzel attır diyebilirim...

İmkânsız denenler bile gerçek oluyorsa..neden olmasın? Sen de umut etmekten hiç vazgeçme canım.