17 Ocak 2010

Hikâye



Yılgın ve yorgun günlerde, küçük, çaresiz ve ürkek adımlar atarak, dip köşe ışığını arıyorsun.



Onun içeride bir yerde ışımakta olduğunu bildiğin halde yeniden ve yeniden aramak zorunda bırakmanın kendini, nasıl yorduğunu da biliyorsun..


Yine de her seferinde yorgun, ürkek adımlarla yürümeğe devam ediyorsun.


Aslında değişen bir şey yok bu sahnede. Bildiğin gibidir hayat.


Herşeye rağmen onu aramak güzeldir


ve aradığın ışıkla buluştuğunda, ışıldamak..


dünyalara bedeldir.


.....


Onlar ki, karanlığın dibine vurur vurur..sonra ayyuka çıkarlar.

Bir zaman orada parıldayıp, ışık saçarlar..Sonra yine dibine vurma faslı ve sonra yine parlayış....
.....


Yeniden ve yeniden oluşun ifadesi olsa gerek, bütün bu hikâye.

20 yorum:

hasretsenfonileri, dedi ki...

o dibe vuran hep farklıdır halbuki sevgili lodoscum..
Farklı düşünce...farklı idealler.. farklı arzu... farklı kişi!!!
O nedenle tekrar parıldaması heyecan verir o ışığın ve aranması bulunması için bir sebep icad eder insanoğlu.. Önce sönen ışık tekrar ışımaya başladı zanneder.. Sonra, gittikçe dibe vuranın kendisi olduğunu anladığında değişimi ve değişeni kabullenmek zorunda kalır.

LODOSCU dedi ki...

Bazen kabulleniş zorunludur çünkü hocam. Ama bazen de değil..Gerçeğin ipi elimizde mi..gerçekten elimizde mi acaba?
Ne zaman, neyin zorunda olduğumuzu öğrenmek mümkün değil galiba...

Yine de biz görsek de görmesek de ışığı aramaya devam etmekten başka yol yok diye düşünüyorum......

kediperisi dedi ki...

Aradığımız ışık aslında içimizde mi? Zaten var olan bir şeyi mi arıyoruz yoksa? Çok güzel ve gizemli bir yazıydı keyifle okudum..

LODOSCU dedi ki...

Evet sevgili arkadaşım..Varolanı arıyoruz..Ve o bize çok yakın.
Nerde isresek bulabiliriz onu, ama sanırım içimizdeki ışıltısını görmek daha kolay.

Gerçekten bilmece gibi bir şey oldu bu da:))
Ama vallahi neye inanıyorsam onu yazıyorum:)
Bu arada daha önce de söylemek istedim ama olmadı..Kediperisi, ben sizin zarafetinize hayranım.
Teşekkür ediyorum.

Newbahar dedi ki...

Yılgın ve yorgun günler...
Epey zamandır böyle. Hatta yıllar olduda Newbahar çoktan ışığını aramaktan vazgeçti.
Elbet herkesin farklı hikayesi ve kendince farklı anlamlar yüklediği, aradığı bir ışığı vardı. Bazen oluyor, zayıf ve cılız bir ışık peydah oluyor...
Çok uzak, çoook diyorum, vazgeçiyorum düşünmekten.
Hayat, aynı senaryoyu pişirip pişirip her gün önüme koyarken, bir ışığım olduğunu dahi unutuyorum.
Sanırım aradığım ışık yazdıkça, okudukça, şiiri seven insanları buldukça ışıyacak.
Güzel bir hafta dileğimle, sevgiler

Dalgaları Aşmak dedi ki...

Dibe vuruşlar sersemletse de, dibe vuruşun ivmesiyle yine yeniden yükselmeli...Yeter ki düşüşler devam etmesin...

Sevgiyle...

Ecehan dedi ki...

"Hergün yeniden doğarız bizden kim usanası?" yoksa o derin yorgunluğun bir hüznü müydü?
Enfes bir yorum okudum ve şu an ki ruh halime epeyce uyan, gönlüne sağlık arkadaşım...

LODOSCU dedi ki...

Işığınız sizi unutmuyor sevgili Newbahar..Ben sizi yazılarınızdan ve yorumlarınızdan biraz olsun tanıyorsam eğer..siz o ışığa inanıyorsunuz da. Yüreğinizden düşenlere yazdıklarınıza gelince onlar yansımaları onun yalnızca.
Güzel günler diliyorum ben de size.

LODOSCU dedi ki...

Öğrenemedikçe düşeceğiz sanırım..
Ama şunu da gözardı etmemekte fayda var sanırım..düşüşlerin acısını bilmesek çıkışların zevkini bilir miydik dersiniz sevgili Dalgaları Aşmak:)

sevgilerimle..

LODOSCU dedi ki...

Hüzün yeniden doğmanın ya da yeniden olmanın en yakın arkadaşı olsa gerek. Hüznün bir diğer arkadaşı da huzurmuş gibi geliyor bana ama, hayat benim için hala yorucu,evet.

Paylaşmak çok güzel Ecehan..çok sevindim yazımın sana hitab ettiğine. İçten teşekkürler.

tufan dedi ki...

Hep yerini biliriz,biliriz'de ışığın,yeniden aramak heyecanmı verir bizlere,yada hayat böylemi sürsün isteriz,mesele bu galiba.

Saygılar sevgiler.

LODOSCU dedi ki...

Bazı şeyleri bir yere varmayı isteyip istemediğimiz belirliyor.

Sevgili Tufan, neyi, neden istediğimizi ya da istemediğimizi anladığımız sürece sanki fazla bir mesele kalmazmış gibi geliyor bana.
Saygı ve Sevgiler benden.

gökçe7 dedi ki...

O ışık hep var içimizde Sevgili Lodoscu.Zaman zaman dibe vursa da.Bize düşen bulup çıkarmada.İnsandaki yaratıcılık bu değil midir.Sevgilerimle.

LODOSCU dedi ki...

Işığımız kusursuzdur sevgili arkadaşım. Olan bizde oluyor. Bizler de Onu görmediğimiz zamanlarda dibe vuruyoruz bence.

Arama sürecini oluşmak olarak tanımlarsak eğer, bulmak (veya buluşmak) ve yeniden doğmak.
Evet, yaratıcılığın
bizdeki karşılığı da böyle bir şey olmalı.

Sevgilerimle.

bilge dedi ki...

içimizdeki o ışık değilmidir ki bizi yaşama bağlayan yeni yürümeye çalışan bir çocuk gibi düşeriz kalkarız o ışıktır bize yolları aydınlatan içinizdeki ışığın sönmemesi dileğiyle sevgiler...

LODOSCU dedi ki...

Sağolun. Sizin de yollarınız hep aydınlık olsun sevgili Bilge.
Sevgiler.

Çınar dedi ki...

Ben, sizin yorum yazılarınızı yorumlarınızı çok sevdim arkadaşım.

Ne güzel söylemişsiniz, ışık içimizdedir aslında da bilmeyiz bazen, uzaklarda ararız. Tıpkı mutluluk gibi, hep mutlu olmayı isteriz ama mutluluk yanıbaşımızda hatta ta içimizdedir. Gözlerimizi o kadar uzaklara dikeriz ki bulmak için mutluluğu, ya da ışığı, görmeyiz yanıbaşımızda içimizde olanları.

Dibe vurmadan yukarı çıkılmaz derler. Yukarı çıkacak azim güç ve irade versin yaradan.

Sevgiler

LODOSCU dedi ki...

Bu tamamlayıcı ve güzel yorumunuz için ben size teşekkür ediyorum.
Ben de sizin sizden yazdığınız o harika yazılarınızı çok seviyorum.
Hoş geldiniz:)
Sevgiler.

Kardeşim dedi ki...

Bazen dibe düşmek gerek...Parlamak sonra

LODOSCU dedi ki...

Doğru...
Akıştan kopmamak gerek.