05 Ocak 2010

günah çıkartmak...



''Günü yaşadıktan sonra, artık geriye bakma. Sen yapabileceğini yaptın. Yaptığın hatalar ve anlam veremediğin olaylar kuşkusuz zihnini kurcalayacak, onları olabildiğince çabuk unut.
Yarın yeni bir gün. O güne sakin ve iyi başlamalısın.''
Ralph Waldo EMERSON

Öfkeli, boğucu, saçma sapan geçen iş gününün ardından gece boyunca sıcak, sevecen eski bir dost yüzü..bir dost sözü aradım sanki...Sonunda buldum sanırım. Yüzümdeki kaslar yavaş yavaş gevşemeye başladıklarına göre, öyle olmalı. Sözün "sen yapabileceğini yaptın" kısmı beni biraz rahatsız etti aslında. Evet, "hata anlamında sen elinden geleni ardına komadın" der gibi geldi bana..Ne diyebilirim..adam haklı öyle dediyse. "Dur,sus, otur, yapma" diyen iç sesime, elimden bir şey gelmediğini söylemek en büyük hataydı muhakkak. Bu durumda yine de yılın ilk iki iş gününden çıkardığım hisseyi özetlemek gerekirse ki şu an nedense bunu yapmak için yanıp tutuşuyorum: Kontrol önemli arkadaşım.




Öyle sıradan zamanlarda "bak ne kadar becerikliyim. Öfke, sinir kalmadı bende. Artık kimseciklere gıcık olmuyorum" demek marifet değilmiş. Marifet karşısına çıkan hemen herkes ve neredeyse gün boyunca gördüğü herşey sözbirliği etmişçesine üzerine üzerine gelirken, sükunetin korunabilmesindeymiş. 
Böylesi bir sükunet, olgunluğun ve güçlülüğün göstergesi olsa gerek.. Ve  yazık ki iki gündür sergilediğim tabloya baktığımda bu ikisinin bende olmadığını görüyorum.

Sakin kalabilmek öğrenilebilir miydi acaba? Ya da şu sıra bunu mu öğreniyorum yoksa? 
Şayet bu haftaki dersim buysa, Allah'ım lütfen zihin açıklığı ver ki bana tez zamanda, şu aşağıdaki pisicik gibi olayım.




8 yorum:

newbahar dedi ki...

Kimileri günü öfkeli geçirecek, kimileri saçma sapan bulacak, kimileri sakin...
Karakterler güne renk katıyor.
Öfke ne zaman gelir dayanır ki kapımıza? Sanırım tahammül edemediğimiz durumlarda. Öfkelenmek bile rahatlatıyor bazen!
Siz neler yaşadınız bilmem, belki de anlamak çok zor benim için ama altta kalmamak lazım. Kimse elinden gelenin fazlasını gösteremez. Zaten gösterdiği yine elinden gelendir değil mi:)

Sevgi ve selamlar Newbahardan

tufan dedi ki...

Ne güzel,en azından kendinize samimisiniz,buda sizin doğru yolda olduğunuzun bir işareti değilmi sizce?
Evet,insanın kendisini sorgulaması gerektiğini hatırlatan bir yazı belki gerçeğimizle yüzleşmenin en kısa yolu,teşekkür ederim.

Saygılar sevgiler.

hasretsenfonileri, dedi ki...

Kedi sevmek zordur bilirsin!!!
Tırnaklarını ne zaman çıkartacağı hiç belli olmaz... ayrıca canı isterse sevdirir kendisini.. yani kendisinin mutlak efendisi olduğu gibi etrafındaki herkes ve her şey onun malıdır..
Yani niye pisiciğin masum görüntüsüne kanıp da benzemek istedin şimdi ona anlayamadım.. Uyarı niteliğindenir bu yorum!!! :)

İtiraflarını tatlı bir tebessümle okudum, benim geçmiş yıllarımdaki gizli itiraflarıma ne kadar benziyor diye!!!
O zaman ikinci bir uyarı da bulunma gereği duydum damdan düşen olarak!! :)
LODOSCUM.. gelecek yıl yapacağın itiraflarda, geçen yıl "oh ne iyi etmişim de yapmışım" dediklerine "ah.. keşke yapmasaymışım" diyeceğinin bilinci içinde ol! Ya da, öğrendiğini zannettiklerinin meğerse hiç anlamamak olduğunu farkedebileceğini bil!...
O nedenle Ralf Waldo amcaya değil bana inan.. :)

LODOSCU dedi ki...

Sevgili Newbahar, çok haklısınız. Minik patlamalar sigorta niteliğini taşıyor bizim için. Ama öfkenizin bir şey çözemeyeceğini gördüğünüz zamanlar oluyor ya bazen..,ite o zamanlarda patlamak ya da patlamamak..bir şey ifade edecek mi diye düşünüyorum.

Elimizde ne varsa onu veriyoruz. Yine de insanın bazı durumlar için elindekini arttırması mümkün gibi geliyor bana. Böyle olunca da elimdekini arttırmayı becerememek gibi bir sorunum oluyor ve böylece öfkemin asıl nedeniyle, yani kendimle karşı karşıya kalıyorum:)
Sevgiler benden de.

***
Hocam harikasınız..Evet, bugün “iyi yaptım” dediklerimiz artı hanemizdeymiş gibi geliyor bize. Olan bitenin sonunda ise ya da bir başka deyişle sonuçlar elimize tutuşturulduğunda “yanılmışım” da diyebiliyoruz.
Yaşamın içinden süzüle süzüle, deneye yanıla ve hocalarıma kulak vere vere ne alabilirsem artık:)
Anladığımla, anladığımı zannettiğim derken..neyi ve ne kadar anladığımı, en nihayetinde anlayacağım neyse ki.

Kedi sevmenin zorluğunu ve ah o tırnakların acısını bilmez olur muyum hiç hocam..aramızda kalsın ama, pisilerin kişiliklerini çok seviyorum ben. Kibirli ama masum, edepsiz ama sevimli. Tüm doğallıklarıyla o kadar güzeller ki:)Ve ihtiyaç duyduklarında tüm kaslarını gevşetip, pelte kıvamında yayılabiliyorlar ya hani..işte inanın onların bu özelliklerine bazen çok ihtiyaç duyuyorum..

(uyarınızı anlıyorum sanırım! dikkate alınacaktır efendim:)

***

Sevgili Tufan, yol almak istiyorsam eğer, samimi davranmaktan başka şansım yok gibi görünüyor..
Hem kendimizle ya da başka biriyle..gerçek bir iletişim kurabilmek için, samimi ve dürüst olmak, olmazsa olmaz bir şart değil mi?
Bu arada umarım doğru yoldayımdır:) Sağolun.

Sevgiler.

kediperisi dedi ki...

Merhaba sevgili lodoscu, artık ben de buraya taşındım:)kendini kontrol gerçekten zor bir şey belki bir sanat, çileden çıkmak da zor değil ama:((kedilerden öğreneceğimiz çok şey var galiba:)))sevgilerimi bıraktım

LODOSCU dedi ki...

Nihayet:) Hoşgeldiniz, safalar getirdiniz. Çok sevindim geldiğinize ve güzel yazılarınızı rahatlıkla okuyabileceğime.

Çileden çok kolay çıkmıyorum ben ama çıktı mı toparlamak çok kolay olmuyor:) Kontrol bir de sanatçı adanmışlığı istiyor sanırım.

Kediden ders derken..Yani kedi gibi mi olalım diyorsun:)sinirlenince tırmala gitsin. Öyleyse yemin ederim harika bir fikir:))
Sevgiler benden sevgili Kediperisi.

BİZDEN SELAM OLSUN dedi ki...

Güzel bir yazı..
Bir özdeyiş ve ardından gelen açıklamalar..
"Elimden gelen budur." diyerek.
Herkesin elinden geleni yapabildiğni sanma sakın.
Tüm insanlar ellerinden geleni yapabilseler..
Dünya böyle çekilmez olmazdı..
Herkes evinin önünü temizlese, şehir tertemiz olur...

LODOSCU dedi ki...

Herkes elinden geleni canla başla ortaya koysa, dünya gerçekten başka olur, haklısınız. Yani aslında elden geleni yapmamak da var işin ucunda.

Teşekkürlerimle.