12 Ekim 2009

Takılma artık!

İnsanın inişli çıkışlı halleri..sevinçleri, hüzünleri, endişeleri var.
Tekrar tekrar veya birbirinin peşi sıra önüne çıkan sorunları var.

Doğanın kanununa, eşyanın tabiatına aykırıdır; insan her zaman mutlu mutlu yaşayamaz.
Hani bazen sıkıntılar basar yeri yurdu da..yüreğimizin kararmasına göz yumarız.
Bir türlü anlayamadığım bir korkuyla geçiştirdiğimiz sorunları biriktirmekten korkmayız..
Çünkü şöyle bir nefeslenip de "Bana ne anlatmak istiyorsun?" diye soruversek, her birinin dile gelip, cevap vereceğini bilmeyiz.




Oysa asıl sorun kontrol kabul etmeyen baskılarda..
Üstünden atlanıp geçilmeyen ve tahakküm kabul etmeyen sorunlarda kabullenme ve çare üretme arasındaki dengeyi kurmak önemliymiş.
Başka sorunlar türetmemek için meğer, dönüşümsüz sorunları zamana teslim etmek gerekirmiş.

Pek çoğumuz bilmez, böylesi bazılarımız için çok zor geçilen bir sınavdır aslında. Çünkü zamana teslim etmek "Herşey zamanla çözülür" demek değildir ve bundan böyle sizi sadece soruna değil, zamana da kafayı takmamayı gerektiren bir süreç beklemektedir:)

Artık önünüzde yeni yeni sorular durmaktadır ama bilirsiniz ki, doğru, doğru soruyu bulana kadar soru sormaktır.

Beklemeye değer mi?

Sonunda istediğim sonuca ulaşsam da ulaşmasam da beklemeğe değer mi?
Evet, benim doğru sorum buydu; sorduğum onca yorucu sorunun arasında.

Ya cevap?? soru keşmekeşinin ardından gelen sükunette aradığınız cevabın kafanıza düşmesi an meselesidir. Bense aradığım cevaba ulaşmamda etkisini inkâr edemeyeceğim sözleri, e-posta kutusuna gelen bir sunumda bulmuştum.
"Gençliğin gözlerinde alev yanar.
Yaşlılığın gözlerinde ışık parlar."

Cevap çok basittir ve bu defa da hepimizin bildiği şeyleri söylemiştir:
Ellerin ceplerinde sadece ıslık çalıp beklemediğin takdirde, elde ettiğin herşey beklediğine değecektir...

İnsan olmanın değeri için..bedenin ruhla çalışması için..
Yılları biriktirmenin ötesinde, hayatı okuyarak, düşünerek, duyarak yaşamak.
Takılmaya değmeyeni takmayıp, cevheri tâc yaparak...
Ne yaşayacağını bilerek değilse bile, ne yaşadığını anlayarak yaşamak,
ve eşyanın tabiatını özümsemek.
Ve sonunda ışıldamak...

Hayır, hiç iddialı değil bu sözler, kolay değil elbet ancak, en basit yoldur bu üstelik.





Kendime yönelttiğim soru ve cevaplarda katkısı olan herkese ve özellikle sevgili Hasret Senfonileri hocam’a teşekkürler.
Fotoğrafı hürriyet.com.tr'den aldım.

10 yorum:

Adsız dedi ki...

"Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak..." diyor N. Hikmet.
yaşadığını görmek ve sorunlu/sorunsuz devam ettiğini bilmek sevindirici lodoscum.
amannnn ...ttiret diyeceğim terbiyesiz zannedersin diye korkuyorum:))
sevgilerimle SF

hasretsenfonileri dedi ki...

Bir kişi kendisine hiç faydası olmamış bir tavsiyeyi bir başkasına sunduğunda, genelde ona da bir faydası olmayacağını sanar.Ve eğer bir fayda teşkil ederse o tavsiyeler o kişiye, o zaman bu kişi oturup düşününür, "ben mi çok aptalım, o mu fazla iyimser" diye!!!
Yani ben şimdi bir oturan boğa şeklinde DÜŞÜNÜYORUM....!!!!....

LODOSCU dedi ki...

Bir işi başarmak için, hayatımızın en önemli işini yapar gibi çalışmamız ve dolayısı ile o işe yoğunlaşmamız şartmış..
Şair elbette işi/hayatı biliyordu ve bildiğini en güzel biçimde sergiledi.

Bence de kesinlikle öyle..Hayat çok ciddi bir mesele.

Sanırım sorunlara rağmen mutlu olabildiğimiz zaman, yaşamayı da başarmış oluyoruz. Evet ya yaşıyorum:)

sen dünya güzeli arkadaşım..ben senin hiç terbiyesiz olduğunu düşünebilir miyim..ama, aldım mesajını:))

Sevgilerimi gönderdim en içteninden.

LODOSCU dedi ki...

Parçaya bakmaktan yorulan kimi gözler bazen bütünü gözden kaçırır..ve farz edelim ki an gelir bir açılım olur:)
'Zamanı' koyver sözü aslında açılımın anahtarıdır. Böylelikle kazanılan sessizlikte zamanın dışından bakılmıştır...

Kıvranarak istenene odaklanmak yerine hayatın içine odaklanmak. Ona güvenmek..."Olmazsa olmasın ya da ille de olsun" yerine "görelim bakalım neler olacak" demek belki daha mantıklı gelmiştir hocam.

Ha zamanın sonunda baktık bir tek olsun yaprak kımıldamamış ve kapıyı kapatmadan diğeri açılmamış, sittin sene oturacak değiliz ya bu yanda..der, kapıyı yavaşça kapatır..kolları yeniden sıvarız:) ama şimdi asıl olan yeni veya eski kapılar değil. Yaşarken izlemek ve yaşadığını sevmek ve büyümeyi keyifle sürdürmek. Benim gayem bu hocam.

gurbetdeyazmak dedi ki...

"lodoscu.blogcu.com"
Size yorum yazmak istedim. Bir türlü başaramadım. Oysa yorumlar vardı. Size gıyaben hayranım. Çok hakimsiniz kelimelere.. Ne söyleyeceğinizi, nasıl yazacağınızı önceden kestirmek mümkün değil. Yazılarınızı ve blogcuda yaptığınız yorumları hayranlıkla okuyorum.
Sağlıkla kalın efendim.

LODOSCU dedi ki...

Hoşgeldiniz:) Nazik sözlerinize teşekkür ediyorum önce. Bir süredir gezintiye çıkamıyor, ilgimi çeken blog yazarlarını takib edemiyorum ama, sizi blogcudaki yorumlarınızdan neredeyse tanıyorum.
Sizi burada görmek gerçekten çok güzel.
Bundan böyle yazılarınızı keyifle okuyacağımdan emin olabilirsiniz.

Saygılarımla efendim.

kediperisi dedi ki...

Sevgili Lodoscu,
Yaşam oldukça, sorunlar da olacak yeter ki, hayatla başa çıkabilmeyi bilelim, kolay değil kimi zaman çok zor ama kolay bir yaşam da yaşam olmazdı belki de...insanı derin düşündüren güzel bir yazıydı, elinize sağlık...
bu arada Uğur'la ilgili tecrübeleriniz ve Amber'e geçmiş olsun dileğiniz için sağolun, ben de hemen eve getirmek istiyorum yalnız veterinerler ne olur ne olmaz kontrol altında tutalım, aç kalmasın diye serum vereceğiz vs. diyorlar ne yapacağımı şaşırdım, Uğur'cuk atlatmış (geçmiş olsun)darısı başımıza....
sevgiler

LODOSCU dedi ki...

"Kolay bir yaşam da yaşam olmazdı belki de..."
Gelişim, ümit,sevinç ve aslında mutluluk içermeyen bir hayattır kolay yaşam..Tam onikiden vuran sözlerinizle, yazdıklarıma yaptığınız değerli katkı için teşekkür ediyorum.

Serum takviyesine gelince..Öyle bir olasılığım olduğunu bilseydim ki hekim bundan hiç söz etmemiş, doğrudan -aç bırakın- demişti, benim de kararım farklı olabilirdi. Şartlar değişince kararlar da değişiyor elbette..Ama siz üzmeyin kendnizi, çünkü neye karar verirseniz verin, en doğru karar sizin kararınız olacak. Er ya da geç eve gelince Amber, çok mutlu bir pisi olacak:)

PIED PIPER OF HAMELIN dedi ki...

"Adsız" arkadaşına katılıyorum. Büşük bir ciddiyetle yaşayacaksın, yani tüm işin gücün yaşamak olacak. Ama diğer bir yandan da yaşamı tiye alacaksın. Yani bir yandan iyice asılırken hayata diğer yandan biraz koyvereceksin. Garip bir çelişki. Ama böylesi daha güzel oluyor gibi. Ya da bana öyle geliyor.
Şu kasvetli kış günleri de gelmeseydi hayat şimdi daha da güzel olacaktı da...
Yine de şükür.
...
...
Demişsin işte,
"Takılma artık!"
...
Sen nasılsın önemli olan o...

LODOSCU dedi ki...

Bütün işim gücüm yaşamak..tamam.
ya tiye aldığımda onu..o da beni alırsa tiye? Bana yapılmasını istemediğimi yapmasam olmaz mı:)

Biraz soğuk..çokça çamurlu kış günleri geliyor evet. Bugün bana da biraz kasvetli geldi doğrusu..


İyiyiz biz iyiyiz:)