22 Haziran 2009

Korkma

Yaşamdan korkmaya ne zaman başlanır bilemiyorum. Belki üst üste fazla yığılınca zor olanlar ya da çok uzun zamandır yığılan hiç bir şey bulamayınca yaşantımızda. Şu ara fazla kafa yormak istemiyorum bu konuda. Bilsem iyi olurdu ama herşeyi bilmek zorunda da değilim klasörümün içinde saklamaya karar verdim bu soruyu. Sonra çok gerekirse artık bilmek zorundayım klasörüme taşır, öğrenirim!

Şimdi yaşamdan korkarken biz, -o esnada gözler korkuyla büyümekte olsa bile-korkuyla dola dola başka bir şey görmez olursak eğer, bir süre sonra bir dolu güzellik, çözüm ve çare dolaşsa da gözün önünde, onları göremeyebiliriz. Böylelikle aklımızın içinde bir yanda yepyeni korkular ve yepyeni sorunlarla boğuşurken diğer yanda biliriz ki; aslında çaresiz değiliz.

***

"Kimsenin ipiyle kuyuya inmem ben"

Yıllar önce düstur bilmiştim bu cümleyi. Şimdi anlıyorum ki yıllardır sırtımda taşıdığımca ağırlaşmış bu sözün anlamı. Kimsenin ipiyle kuyuya inmem..her işimi kendim yaparım..kimseye sırtımı dönmem. Bunlar güçlü ve güçlü olduğu kadar ağır ifadeler. Herbiri ve benzerleri...taşınabilirlikleri taşıyanın cürmüne bağlı sözler hepsi.
Kimsenin ipiyle kuyuya inmemek..zor. Ve kendi ipinizin kısa kaldığı bir an geldiğinde o an yeni korkuların ufku örtmesinden korkar oluyorsunuz ki...bu çok daha zor.

Demem o ki, artık böyle bir iddiam yok. Güvenileceğe güvenmeyi bilip, inanılacağa inandığımda bu hayatta korkulacak hiç ama hiç bir şeyin olmadığını hatırladım çünkü.

Özetle Livaneli'nin türküsünde söylediğini yapıyorum artık:

Birgün çok bunalırsan
denizin dibinde
yosunlara takılmış gibi soluksuz,
sakın unutma gökyüzüne bakmayı.
Gökyüzü senindir
Gökyüzü herkesindir



Yıldızlı Gece-Vincent Vangogh

12 yorum:

THE PIED PIPER OF HAMELIN dedi ki...

Valla dostum şu aralar benimde korkularım var yaşamdan. Kontrolü kaybettiğim zamanlan ya da beni aştımı sorunlar, çözümler için üçüncü kişilere muhtaç oldum mu o zaman yusufla tanışıyorum.
Bir müddet sonra da beyin korkuya alışıyor veya çözüm üretebilme ihtimali olduğu duygusu beyinden otomatik olarak gönderiliyor gibi bir durumla içimdeki ürperti biraz azalıyor, ama geçmiyor.
Bu yazının son bölümlerindeki ip ve kuyu durumunda çok oluyor. Üçüncü şahıslara güvenme duygusu bende fazla gelişmediği için içimde sürekli bir "kontrol bende olmalı sendromu" durumu var.
Bu da aşırı gerginlik yaratıyor bende ayrıca kalbe de epey zararlıymış.
İp ve kuyu olayındaki senin ipinin kısa geldiği durumlarda uzatılacak her ip genelde "denize düşen yılana sarılır" misali tutuluyor ama...

onur dedi ki...

yüreğine sağlık,benide dünlerime götürdün,,sevgi ile kal dostum..

LODOSCU dedi ki...

Ama...yılana sarılmak çaresizliği ve güçsüzlüğü kabullenmektir ki sevgili kaymağıtereyağıyapanfare dostum, bu kabullenişten hepimizi Allah korusun diyorum:)

LODOSCU dedi ki...

Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum sevgili Onur.

Siz de sevgi ile kalın..

hasretsenfonileri dedi ki...

aslında güven duygusu kadar insanı huzurlu kılan bir başka duygu yok sevgili Lodoscum.. Yani o iple kuyuya inebilmek.... ne muhteşem bir rahatlıktır kim bilir????
Yazılarını özlemişim..
İnsanı mevzilendirmeyen ... savuran...düşündürerek huzursuz eden.. insanı münazara kürsüsünde ağarlayan yazılarını..

LODOSCU dedi ki...

Güvenmek zorunlu yani huzur için.
Bir varlığa güvenmek zorundayız.
Güveniyoruz da aslında..da bunun bilincinde miyiz? İşte hatırlamaya çalışırken karaladığım bir kaç sözcükten ibaret bu karmakarışık ifadeler, onlara yüklediğiniz anlamları hak ediyor mu gerçekten?

Siz bana ilham verdiğinizi biliyor muydunuz? bazen boşluk içinde dolanan zihnimi topladığınızı?
Tamam artık derken güç ve güven aşısı olduğunuzu..?

Teşekkürler sevgili hocam.

Adsız dedi ki...

yaşamdan ve getirilerinden korkmayan var mıdır acaba? insanlar daha gülerken başlıyor korkmaya -çok güldüm başıma bir şey mi gelecek- diye. insan güçsüz bir varlık. bir şeye dayanmak, güvenmek, sevilmek ve güçlü olmak istiyor. ama senin ilacın benim de ilacım. doğa yatıştırıyor. denizin olsun gökyüzünün olsun mavisi huzur veriyor. bazen doğadaki ayrıntı, sorunlarını unutturuyor. bir serçenin kumda yada su birikintisinde banyo yapması, bir çiçeğin içindeki renk geçişleri, gece balkonda yattığında üstünü örten yıldızlar..
şekerciğim çenem düştü. aslında kaç seferdir yorum yazacaktım, kendimi hazır hissedemedim. kendine iyi bak. bir de geceleri HER insanın üstünü örten yıldızlara:) sevgilerimle.
SF

hasretsenfonileri dedi ki...

Her insan bir görünmeyen hücresiyle bir başkası için kök hücre olabilir sevgili lodoscum..
Adına bazen "ilham kaynağı" denir!!!
Sana blog komşusu gelen oğlum b.a.d nin adresini vereyim belki ilgini çeker..
http://www.mistikhaberler@blogspot.com/

LODOSCU dedi ki...

Hasret Hocam Mistikhaberler pek çok soruya hoş ve gerçekçi bir üslupla cevap veren..ardından yeni meraklar oluşturan..ardından yeni keşiflere yol açan müthiş bir blog.

İlgi duymamak mümkün değil.
Teşekkürler:)

LODOSCU dedi ki...

Hah işte o yıldızlar tüm insanları örtüklerini anlattıklarında, aynı Kaynağa ait olduğumuzu da fısıldayıverirler ki bana, o bilgi apayrı, anlatılmaz eşsiz bir mutluluktur ayrıca.

Canım Felsefecim sen istediğin zaman gel. Burası istedikleri zaman açıktır dostlara:)
Sen de kendine iyi bak dememe gerek var mı bilmem..Deniz, güneş kum ve bir sevgili aile..iyi ne kelime..harika görünüyorsun buradan:)

Adsız dedi ki...

lodoscum tatil mi yapıyorsun?
bu sessizliğin nedendir? gibi bir çok sorum birikti. sayfana dön:) seni bekleyenlerin var.
sevgilerimle. iyi yazlar.
SF

LODOSCU dedi ki...

Sen bana kısaca 'serdin' diyorsun yanılmıyorsam. Eğer öyleyse kesinlikle yanılmıyorsun:)
Ama bak bekleyenin var dedin mi bana, akan suları durdururum!! Hiç dayanamam koşar gelirim:)

İşin aslı biraz kafa karışıklığı, birazcık tatil, sonrası iş yerinde bekleyen birikmişler derken endazem bozuldu biraz. Sanırım kalan iznimi -korkudan- ikişer üçer gün kulanacağım...
....
İşleri de kafamı da toparladım artık. Umarım yakında görüşürüz arkadaşım. Benden de sana sevgiler.