21 Nisan 2008

içimdeki ışık


"Yolunuzun ilerisini göremiyorsanız, dönemece gelmişsiniz demektir.”
(Myrtle Reed)




PC'min masaüstündeki bu fotoğrafı, geçen yaz Sapanca'da çekmiştim.

Yolun sonunu görmüyor olsam da bir yerde, bir ışık olduğunu hissedebiliyorum.

Işığın esasında orada olup olmadığından emin değilim...Ama bunu kendime çok da fazla dert etmiyorum.

Şimdilik yolun keyfini çıkarmakla meşgulüm. Sabretmenin, güvenmenin, inancın zevkini yaşıyorum.
'O ışık gerçekten orda mı'yı oraya varınca anlayacağım.

4 yorum:

Keny@lı dedi ki...

Bir yol ve bu yolun bir sonu var,hemfikiriz. Yolun sonunda olduğunu düşlediğimiz bir ışığın varlığı konusunda da biraz şüphelerimiz olsada aşağı yukarı o konuda da anlaştık. O halde bize düşen ne?
O yolda ilerlemek ve yolun zevkine varmak...
Haa yolun sonunda bir ışıkta olmayabilir.
O da ışığın ayıbı...

Bostancı sahilinde güneş yüzümüzü ısıtırken adalardan gelen meltem içimizi ürpertemedi. Küçük sahil kahvesinde çayla üşüyen ellerimizi ısıtamadık bu bahar.

Baharı es geçip yaza daldık.
Peki bu kimin ayıbı?

:))
mutlu ol, ve hep öyle kal lodoscu...

lodoscu dedi ki...

Tabii tabii...Muhakkak ışığın ayıbı:))
Ama yolun sonunda ışık yoksa da ne gam? Nasıl olsa bizdeki ışık bize yeter:)

Bahar meselesindeyse, ektiğimizi biçiyoruz diyebilirim sadece..
Bugün ne tuhaftı hava di mi? Yarın da aynı olacakmış..Sonrası baharmış yeniden..
Bizi bu havalar mı mahvedecek yoksam?

Sen de hep mutlu ol arkadaşım:)

Adsız dedi ki...

pandora kendisine hediye edilen kutuyu,açma deseler de açmış ya hani.. içinde bir umut kaldı diyorlar kutunun. bu yüzden umut edermişiz ama neden umut ettiğimizi bilmezmişiz...
ışık var diye hep yoldayız ya hani.
acaba diyorum,yavru karettalardan bazıları gibi,bizde suni olan ve bizi yanlışa götüren bir yolda ilerliyor olmayalım.
sen diyeceksin ki,bu paranoya neden,umut vermek için yazdığım yazıdan sen nasıl umutsuzluk süzüyorsun bravo..
ne bileyim geldi aklıma öylesine. zaten ileride bir denizci feneri olma umudu taşımasak bu fırtınada neden yol almaya devam edelim değil mi.hepimize iyi yolculuklar diliyorum. bayramımız kutlu olsun.
SF

lodoscu dedi ki...

Benim için umut, içimizdeki sevginin aklıdır.Ve zekâ da onu nerde nasıl kullanmaya karar vemek için devreye girer. O yavru carettalar yaradılışlarındaki sevginin yönlendirmesiyle vahşi doğanın kendilerini yok edeceğini düşünmeden, hattâ çoğunun yok olduğuna aldırmadan mecburi istikâmetlerine varmak için, koşmak zorundalar. Ve sanırım ümitsizliğe kapıldıkları anda hayat seçeneğinin hiç olmayacağını da seze-biliyorlar.
Sevgili Felsefecim,malum ki, farkında olalım olmayalım, hayatımız boyunca 'yoksa yanlış mı?' dediğimiz çok seçimler yaptık/yapacağız. Ama sanki bize, doğru yolu seçmek mi ya da hangisi olursa olsun seçtiğimiz yoldaki aydınlığa yürümek mi sorusu gerekli değil mi sence de? Çünkü aslında girdiğimiz yol ne denli yanlış , ne kadar karanlıkmış gibi görünse de onu aydınlatan ışığı (ışık orada değildir, bizdedir gerçekte)görmeye niyetli olmakla ilintili pek çok şey. Gerisi inanca-sevgiye-umuda-çabaya-bize bağlıymış gibi geliyor bana...
İyi yolcular diliyorum ben de.(Sana düşüncelerimi toparlamama yardımcı olduğun için teşekkür ediyorum bir de.)
Bayramımız kutlu olsun.Sevgilerimle.