10 Nisan 2012

Nasıl bir gizin ürünü olduğumuzu anlayamadan yitip gitmekten ölesiye korkarken..


Hayat bir serüvense eğer, insan hayat serüveni boyunca karanlık kuyulara da inebilmeli, dağlar kadar dalgaların arasına da girebilmeli. İnsan bunu aydınlığa varmak adına yapabilmeli. Karanlığı görmezden gelebilirim ve hiç var olmamış gibi yaşayabilirim, ama böyle yaşamak, böyle nefessiz bırakan dalgalardan, gizli saklı şeylerden korkmak, nasıl bir gizin ürünü olduğumu anlayamama riskini taşıyor. Eh gelmişim madem, etliye de sütlüye de dokunmadan şöyle bir dolaşıp, gideyim bonkörlüğüne hakkım olmadığını düşünüyorum ben.

“Karanlıklar boşuna karanlık değildir.  Onlar aydınlatılmayı beklemektedir.”

Üzerinize afiyet çok ciddiye almak zorunda olduğum bir serüven yaşıyorum bir süredir. Ardı arkası kesilmeyen yüzleşme dalgalarıyla boğuşmaktayım. Görmezden gelinemez..Aşikâr edilemez..Şikâyet hiç edilemez cinsinden..Nasıl yapacağım Allah'ım..ben artık nefes alamıyorum dedirten cinsten dalgalar bunlar. 


Önce kimliğimin "ne kadar da önemli" olmadığını anlatan, şimdilerde kendime isnat edip gizlediğim yüzlerimin..komplekslerimin sonra kendime attığım yalanlarımın, iftiralarımın varlığını kabul etmenin beni "ne olmadığıma" götürdüğü, öfke ve korku çiçekleriyle döşenmiş bir yolu izledim/izlemekteyim.

Aman sakın ha! çiçeklerin öyle mis kokulu olduklarını zannetmeyin..Ancak onları görebiliyor olmanın, her şeye rağmen çiçeklerin orada bir yerlerde var olduğunu bilmenin nasıl güzel bir şey olduğunu anlayacağınızdan eminim.

Benim anladığım beklentilerimin azaltıldığı ve fakat umudun olmazsa olmaz olduğunu anlatan bir serüven yaşamaktayım..şimdilik bu kadar. Aslında bana beni ne olduğumu anlatan bir sahne oyununun içindeyim demek daha doğru olacaktır sanırım. Sonrası bir yere varır mı? Varırsa nereye varır? İşte işin esas bu kısmını çok merak ediyorum. 

Ve dostlar..işin aslı esası şu ki; nasıl bir gizin ürünü olduğumu/zu anlayamadan yitip gitmekten ölesiye korkuyorum.

Şimdi..içinde rol almak için ta başından beri can attığım bu sahneyi buraya neden yazdım tam olarak bilmiyorum….ama yazmazsam inanın çatlayabilirdim..

8 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

allah allaaaah.... mutlaka bana gelmelisin ki inanasın sevgili Lodoscum.. göstermeliyim okumalısın..şimdi ben onu nasıl yayınlarım?? değişik zamanlarda yazdığım ve yayınlamaya programladığım yazım adeta birebir denecek kadar bu yazının benzeri..
İnan ilk defa tutukluk yaşamaktayım meramı ifadede!!
Çok enteresan!!
Hiç konuşmadan anlaşabilmenin gizi mi bu?

LODOSCU dedi ki...

O yazdıklarınızı içinizde doğan ifade etme ihtiyacı ile yazmışsınız sevgili hocam..Evet bizim gibilerin birbirleriyle hiç konuşmasa da anlaşabildiği muhakkak. Fakat yine de benzer duygulara ve deneyimlere sahip biri olarak, bizimle paylaştıklarınızı okumaktan şaşkınlık dolu bir sevinç duyacağımdan eminim.

Arzu Sarıyer dedi ki...

İyi ki yazmışsınız Sevgili Lodos'cum,bir yanar dağ gibi ara ara enerji boşalması sanıyorum rahatlatıyormuş.Ben pek bunu başaramayanlardanım.Yüzleşmeler hep acı veriyor,kaçmak istemiyorum ama bazan dayanılmaz olduğunda kaçmak bir kurtuluş;kırılmamak,kırmamak adına...Anlamaya çalıştım güzel yazınızı,birkaç kez geldim okudum.Selam ve sevgiler.

LODOSCU dedi ki...

İçten gelen bir yazıya içten bir yorum yapmışsınız hocam. Anlaşılmak güzel:)

Sevgiler.

ruhgezgini dedi ki...

Kendimize bir kalıp biçiyoruz.Sonra hep onun sınırları içinde kalmaya çalışıyoruz.Sonra ezberimizi bozacak bir olay oluyor tavrımızdan çıkmamak için aslında yaşamayı arzuladığımız duyguları ıskalıyoruz.İnsanız yahu bazen hiç olmadığımız biri olmayı da istiyoruz.Şimdi belki bambaşka bir şeyden bahsediliyor bu yazıda ama her göz kendi nazarından anlıyor dünyayı.Sınırda durmak ve mayına basmak arası ruhumla sizi selamlıyorum.

LODOSCU dedi ki...

Bir sebebimiz var ya bizim, ben ona ulaşmak istiyorum..Sebebin ne olduğunu aşınca açığa çıkar sandığımı..bir ihtimal her türlü ezberi bozacak olanı istiyorum.

İnsanım ya yanılırım..olduğum halde, olduğumu ıskalamaktan korkuyorum.

Denizin kenarında durup durup denize karışmamaktan korkuyorum.

Bana göre senden gelen ifadelerle kendi meramımı rahatlıkla dile getirebildim. Çünkü güzergahlarımız farklı olsa da insanız biz..çıkış noktamız da varış noktamız da aynı.

Sevgilerimle selamladım ben de.

E S M İ R dedi ki...

yürüdüğümüz yollarda, aşağı yukarı her birimizin çıkış noktaları hemen hemen aynı gibi ama kendimizi tamamlama, hayatı algılama ve belki de olgunlaşmaya doğru uzanan o meşakkatli iç yolculuklarımızdaki varışlarımız az / biraz farklı olsa da!..öncelikle hemcins oluşumuz ve de şu koskoca evrende nokta kadar bile var/yok arasında olduğumuzu bilecek kadar birbirimizi anlayabildiğimizi düşünüyorum...insanız işte:)bazen kıyıdan yürümeyi, bazen denizlere balıklama dalmayı, bazen de kendimizden bile kaçtığımız halleri!...

iyi ki yazmışsınız sevgili lodos, bahar esintileriyle gelen çiçek kokulu kelimeleriniz ruhuma dokundu.. yalnız olmadığımı anlamaktan belki de kimbilir:) sevgilerimle...

LODOSCU dedi ki...

Bazen yalnız olduğumuzu düşünüyoruz değil mi? Ne siz ne ben ne de bir başkası hiç birimiz yalnız olmadığımızı biliriz aslında.
Bir gün bir an bir şey olur, bir ses duyar, bir şey görür ve yalnız olmadığımızı -yeniden- anlarız.

Sevgili Esmir siz de hoş geldiniz..bu işaret fişeği gibi gelen ziyaretinizle beni mutlu ettiniz:)