03 Ekim 2010

..




Victor Frankl, 20.yüzyılın önemli psikiyatrlarından biri olarak geçiyor literatürde. Nereden aklıma düştüyse düştü, dünden beri onun toplama kamplarında yaşadığı acılarının üstüne çıkışını düşünüyorum..Onun bize anlattığı, bizimle paylaştığı kişisel bir deneyimini "İnsanın Anlam Arayışı" isimli kitabından aktarmak istiyorum..

Frankl, o ünlü deneyimini acınası yaşantısı içindeki sonsuz küçük sorunlarını ( iki hafta önce ödül olarak alınan sigarayı bir parça ekmekle değişmeli mi, tel bağcıkları kopan ayakkabıya bağcık yapmak için bir parça teli nereden bulabileceği gibi küçük sorular bunlar) düşünürken yaşamış ve yaşadığını kısaca şöyle anlatmış:

Hergün, her saat, beni böylesine önemsiz konuları düşünmeye zorlayan bu işlerden tiksiniyordum. Düşüncelerimi başka bir konuya yoğunlaştırmaya çalıştım. Birdenbire kendimi aydınlık, sıcak ve hoş bir sınıfta, kürsüde buldum. Önümde konforlu, döşemeli sıralarda oturan dikkatli bir dinleyici topluluğu vardı. Toplama kampı psikolojisi üzerine bir ders veriyordum! Bilimin uzaktan bakış açısından bakılıp, tanımlanınca, bana o anda sıkıntı veren her şey nesnel bir yapı kazandı. Bu yolla bir şekilde, durumun, o anın acılarının üstüne çıkmayı başardım ve bunları artık geçmişte kalmışçasına gözlemledim. Hem kendim hem sorunlarım, kendi yürüttüğüm ilginç bir psikolojik araştırmanın nesnesi oldu.

**
Benim de bu anlatılana benzer deneyimler yaşamayı başarmışlığım olmuştur. Ancak ben kendi deneyimimi "içinde yaşadığım o anki düşünceyi, duyguyu, tepkiyi fark ettim" cümlesini kullanarak anlatabilirim size. Mesele objektif bakabilmekse o böyle de oluyor, inanın. Anın içinde durmak gibi bir şey bu. Siz tam "acıyor" derken, içinde buluduğunuz durumu -zihnen- dışardan izliyor gibi oluyorsunuz. Bunu yaşamak için biraz istek, biraz özen ve bir kaç dikkat örneği göstermek yetiyor. Sonra o gün, o an durup, bakıveriyorsunuz kendinize. Ve bunu denemek isteyen denediğinde, acının tavının bir anda nasıl geçtiğini şaşkınlıkla izlemekte..

Bunu ancak aynı acıyı tekrar yaşarken ve çok canımı yaktığımda yaşardım.
"O anda ya da o durumda" iken fark etmeler arttırıldığında acının nedenine karşı verdiğimiz tepkilerin tamamen ortadan kalkması işten bile değil oysa. Çünkü yaşanan acı farkedildiği anda gerçekten tavsıyor...Acı yürekte barınmaya devam edemiyor, ne yapsanız:)

Farkında olmak bir geyik ya da şehir efsanesi gibi bir şey değil, an içinde gördüğümüze, duyduğumuza, yaşadığımıza odaklanmaktır ve dışımızda yaşadıklarımızdan kopmadan, içimize..ve içeriden kopmadan dışarıya bağlanmaktır.

*

Şimdi bu gönderiyi bulup, bu paragrafa kadar okumuş olan dosta, küçük bir notum var...sözü fazla uzattığımın farkındayım. Ama buradaki yolculuğumun sonuna geldiğimin de farkındayım. Kısacası yukarıdakiler çok önemli bulduğum ve paylaşmak için heyecan duyduğum son bir kaç cümledir.....

Ve yazdıklarımı okuduğunuz için size minnettarım:)
Lütfen kendinize iyi bakın.

32 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

İnşallah başka hiç kimse paylaşmaz bu satırlarını sevgili LODOSCUM... Neden mi? Tam sana, sadece sana yazmak için üstü kapalı anlatacaklarımı, ki ne kadar örtersem örteyim senin anlayacağına emin olduğum, bu yazınla karşılaştım..
Kendimi kopye çekmeye çalışırken buldum... Sonra senin gece gelip çekmecelerimden yazdıklarımı kopyelediğini düşündüm!!!
Bu kadar mükemmel olamazdı mutlaka.. ama niyet aynıydı.. Sonra yazacaklarımdan vaz geçtim .. Hatta hiç bir şey yazmadan bir çamurdan yapılmışın büstü ile ve ona yapılan ağıtla veda etmek istedim.. herkesin anlamasına gerek duymadan... sadece sana yazmak gelmişti içimden.

Eminim .. beni sık düşüneceksin. Ben de tıpkı bir kürsüde ders anlatır gibi sınıfımdaki tek öğrencime anlatıp duracağım vedamın sebebini..

LODOSCU dedi ki...

Ben de sizi nasıl sevdiğimi anlatacağım hocam...Evet sizi sık düşüneceğim ve çok arayacağım..
Ama aradaki "bağı" koparmayacağız diye umut ediyorum ben. Yani..umarım daha karşılıklı çay sohbetleri yapacağız bolca:)

oyumben dedi ki...

Her şey çok güzel olsun istiyorum.

nihansu dedi ki...

Daha yeni keyifle okumaya başlamışken blogunuzu böyle bir veda yazısı ile karşılaştım, üzüldüm. Dilerim yeniden yazmaya başlayacak cevheri içinizde bulursunuz.
Sevgiler...

LODOSCU dedi ki...

Oyum ben..ben de istiyorum.
Her şey hepimiz için çok güzel olsun:)

LODOSCU dedi ki...

Nihansu..teşekkür ediyorum nazik dileğinize. Çok zor oldu susmak. Sonra..yeniden konuşmak zor olmazsa.. belki bir gün yeniden karşılaşırız.

Adsız dedi ki...

"gürültünün sahibi var, sessizlik hepimizin"
bende kürsüdeyim bu sıralar ve küçük problemlerle mücadele yaşıyorum.*ayakkabı alamıyorlarmış çünkü 12 kardeşlermiş.*kız çocuğu olarak bir tek o okuyormuş köyde. *okul ceketi yokmuş hatta bir ceketi dahi yokmuş.*sınır köyünden gelmiş ama kalacak yurt-yer yokmuş.*bugün erkek öğrencinin biri üzgün 'neyin var' diye sordum 'ailem beni okutmayacakmış hocam'dedi. 'neden' dediğimde ise 'babam çalışmıyor, para yok' diye cevap verdi. 11. sınıfta. seneye mezun olacak oysa. *van'a giden var mı diye sorduğumda daha ilçenin dışına çıkmamış gençler var. üniversite nedir, kafe-alışveriş merkezi-sinema ne duymuş ne görmüş.*dershane yok, 1,5 yıldan fazla kalan öğretmen yok, boş ders çok. öğretmenin birine alışsalar, tayin olup gidiyor. geride! bu gençler kalıyor. ben ilerletmek için geldim ama üstüme çaresizlik basmak üzere, kara kış gibi.. son durumum, son konuşmamız. kitap okumayı seven ben, okuldaki kütüphanenin boşluğunda kayboldum.
***lodoscum istersen adresi eklemeyebilirsin ama kitap göndermek isteyen olursa çok sevinirim bu yokluk okuluna: Başkale İMKB çok programlı lisesi Başkale/Van
sussan bile gönüllerimiz hep konuşacaktır be güzelim:)) sevgilerimle kal.
SF

LODOSCU dedi ki...

Yazdıkların ve okulun adresi hep dursun burada..ama yazdığın başka yerler, adresler, sayfalar da olsa diyorum?

Benim canım felsefecim..senin bloğa geri döneceğini düşünmüştüm. Seni çook uzun süre okumak isterdim..sen böyle son konuşmamız deyince fena oldu:)

Sonuçta ne iyi olacaksa o olsun. Yine de üstteki e-posta adresim gözüne çarparsa..istersen not alabilirsin:)

Sana sevgilerimi gönderiyorum.

hasret senfonileri dedi ki...

Merhaba sevgili Lodoscum.. Dönersem çıktığım seyahatten sayfama yazmadan lodoscuya uğrar bir kıyıya vurmuş sandal içinde sohbet ederiz diye kendime söz vermiştim..
Ben aklıma estikçe konuşmaya karar verdim !!.. nasıl olsa bir gün susmanın kaçınılmaz olduğunu bir kere daha anladıktan sonra..
Sen de, arada sırada da olsa meltem gibi es satırlarınla gönlüme lodoscum..

LODOSCU dedi ki...

Sizi iyi anlıyorum ve konuşma kararınızı gönülden kutluyorum hocam.
Aslına bakarsanız kapınızda bir asma kilit değil de, hoş sohbetlere ev sahipliği yapan o güzel yüzünüzü görmeyi, ben her zaman isteyeceğim.

Bu arada sandalda sohbetin bambaşka ruhu var ki, bunun nasıl bir şey olduğunu anlatabilmem mümkün değildir hocam:)

hasret senfonileri dedi ki...

O sohbetin güzelliğini bilen iki insanolduğumuzu düşündüm denese.. Müştereklerimiz var biliyorum... Mesela hele biri var ki bana yaptığı yorumla bana çığlık attırdı.. okumanı isterim müşterek sevdiğimizi, senin sayende tanıdığımı unutamadığımı!

seni aradığımı bil ve hiç unutma!

LODOSCU dedi ki...

Müştereklerimizi düşünüp, sizin fark edip etmediğinizi merak etmiştim dün gece....

Sayfamın felsefecinin kapısına açılan bir kapı olması beni mutlu ediyor.

Ve..iki "gerçek" insanın varlığını yakınımda hissetmek beni çok mutlu ediyor. Siz de bunu bilin olur mu...

Pied Piper Of Hamelin dedi ki...

Sevgili dostum, hayatımda kendimi zor zapt edecek kadar sinirlendiğim nadir anlardan biriydi o. Sinir katsayım birden fırladı ama... Yine de Tanrının sevdiği kuluymuşum, cezasının kesildiğini bana bir dakika içinde gösterdi. Bu arada epeydir yoksun, anladığım kadarıyla mesleğin icabı yoğun bir döneme girdiğini düşünüyorum. Mesajını ilettiğin arkadaşa da istediği şeyleri iletmeye başladık umarım gönlünce olur. son yazını tam üç kere okudum, yazının derinlerine indin mi diye sorarsan inemedim, kafam mı durdu yoksa sen git gide daha mı ağır yazmaya başladın bilemiyorum.
ama ne olursa olsun yazmaya devam et, şimdi ve burada olduğunu anlayalım.
ağır gelse de okurum, anlamadım mı sorarım.
Sen yaz.

LODOSCU dedi ki...

Konuyu bilmiyorum ama, anladığım kadarıyla senin hikayendeki ana tema ilahi adaletmiş..Ne güzel şey olduğunu bilirim:)

Ve sen bilirsin..Duygu, düşünce ve inanışları anlatmak..anlatabilmek yetenek gerektiriyor.

Yani yazdıklarımı anlamamakta çok haklısın:)
..
Senin bana verdiğin bilgiyi, Felsefecime hemen ertesi gün iletmiştim. Evet, o çocukların en öncelikli ihtiyaçları okumak. Olabildiğince kitap okumak ve tabii eğitimlerini sürdürebilmek. Berrin öğretmenin isteği, onun seslenişine cevap veren siz dostların desteği ile olacak gibi görünüyor:)

Pied Piper Of Hamelin dedi ki...

aaa bak kırılırım şimdi...
aslında yazdıklarını anlıyorum zira ANLATABİLİYORSUN. anlamamamın en baş sebebi benim yabancı olduğum şeyleri yazıyorsun aslında... benim, beni sıkan ve üzen konularda balık hafızam vardı. bir çoğunu takmam taktıklarımı da çabuk unuturum. yani biraz vurdumduymaz ve kör ayvaz hali...
bu konuya açıklık getirmek iztedim.
bundan sonra yazılarını geç saatte ve içkili olarak okumama kararı aldım...
sağ ve esen kalınız...;))

LODOSCU dedi ki...

Kırılmaca yok yaHu..Haklısın..özellikle değiştirilemeyecek olaylara üzülmemekte çok fayda var...mış.

Dur bakalım..Bu konu üzerine yapmakta olduğum ihtisasımı tamamlayabilirsem:) buralarda yazmaya devam edeceğimi ümit etmekteyim..

Adsız dedi ki...

hayat mühendisliğinin yüksek lisans öğrencisi neler yapıyorsun? bari kendi sayfana yorum yaz da gözümüz gönlümüz şenlensin:))
geçmiş bayramlarını kutlarım.
sevgiler
SF

LODOSCU dedi ki...

Hoşgeldiiin:) Geçmiş bayramın senin de kutlu olsun arkadaşım.
Berrin öğretmenim..bana yazdığını geç gördüm..sonra cevap için birazcık oyalandım..Eh artık gün döndüğüne göre öğretmenler günün de kutlu olsun, diyebilirim. Ne mutlu yetiştirdiğin öğrencilere..Oralarda aslında her yerde her zaman her şey istediğince olsun.

Ben bayram ve tatil sonrası iş başı sendromunu atlattım, öğrenime:) kaldığı yerden devam ediyorum..
Esas sen neler yapıyorsun oralarda veee neler yaptın bizim buralarda..anlatsan ya sayfanda:))

İyi ki geldin bak..içim açıldı. Özlemişim sohbetini.

hasret senfonileri dedi ki...

Sayfama uğramadan dostlara bir gezi tertipledim sevgili Lodoscum.. Benim güzel nazik vefalı dostum merhaba..
O sımsıcak ilginin bana nasıl güç verdiğini nasıl daha bir dik durmamı sağladığını sana nasıl anlatabilirim bilemem... ama biliyorum ki sen yaz/a/masam da anlarsın.. Seni çok seviyorum..

LODOSCU dedi ki...

Ama hocam ben hiç bir şey yapamadım ki..

Bir şey yapmamış olmanın sıkıntısını duyarken ben, sizin bu geziye çıkabilmeniz ve beni de ziyaret etmeniz..ve beni çok mutlu etmeniz...
İnce, nazik, zarif hocam benim..serumdan kurtuldum diye gevşek davranmayın olur mu? Yani fazla yormayın kendinizi..Unutmayın önce siz, önce sağlık:)

Ben de sizi çok seviyorum ve öpüyorum o güzel yanaklarınızdan.

Pied Piper Of Hamelin dedi ki...

... zamanı durdurabilmiş kişi, ne mutlu sana...
ne diyeyim? sevineyim mi, üzüleyim mi bilemeden sayfana gir/çıklarla heder ediyoruz ömrü...
senin saatleri ayarlama enstütüsünden haberin var mı?

LODOSCU dedi ki...

O enstitüden haberim var. Ve gerçekten içine mi doğdu acaba?? Zamanı durdurmak için var gücümle çalışırken yakaladın beni.

Çünkü benim dostum...zaman bir illüzyondur sadece şimdi vardır:)

Burada ne zaman diyorsan..Uygun olan bir şimdide buluşmak üzere, diyorum:)

hasret senfonileri dedi ki...

sanki anlatmak istediklerini yazamadın gibi geliyor bana.. içinde birikenler var hissediyorum.. Sayfanda suskun kalışına çok üzülüyorum ama kararına saygılıyım ancak sayfamda suskun kalırsan buna dayanmakta zorlanabilirim sevgili lodoscum..

Newbahar dedi ki...

Aylar oldu yoksunuz.
Bir seneyi tüketiyoruz ben aylardan bahsediyorum. Ama yokluğunuz o kadar belli ki.

Nice mutlu ve sağlıklı senelere...

LODOSCU dedi ki...

Güzel ve zarif arkadaşımı özlemişim:)

Ne kadar gittim dediysem de kapıyı sıkı sıkı kapayamadım Newbahar..

Ama tembelliğe alıştım bir defa ne yapayım:)

Sevdiklerinle birlikte sevinçli, sağlıklı, aydınlık gülen, güldüren yıllar diliyorum ben de.

Ful yaprakları dedi ki...

sizi yeni izlemeye başlamıken veda yazısını görmek beni üzdü.
umarım en kısa zamanda bu karardan vazgeçersiniz.

sevgiler.

LODOSCU dedi ki...

Tınısında davet olanından:)güzel bir ses duydum sanki..hem şaşırdım hem sevindim.

Size uğramışlığım var daha önce..Bu defa minik turlar attım, müzik dinledim. Ruhuma iyi geldi.
Teşekkür ederim.

hasret senfonileri dedi ki...

bir deli coşku ile kimbilir kaç kişi koştu geldi sayfana ben gibi sevgili Lodoscum... Böylesine devamını beklediğim blogların önünden geçerken suskunluklarının bekleyenleri nasıl yaraladığını bilmez mi bu duygulu vurdumduymazlar? O radyoyu bir yıl önce ben de face de yayınlamıştım zannedersem.. ama şimdi sana inat artık dinlememeye karar verdim :)))

LODOSCU dedi ki...

Çok özür dilerim:)) Ben buradaki bazı şeyleri unutmuşum, sadece link vermek gibi bir niyetim vardı ama anlayamadığım bir biçimde radyoyu yayına vermişim:) Siz de biliyorsunuz o halde:) Voyage, yüreği gezginler için ideali sunuyor ya, güya bunu paylaşmak istemiştim.

İnanın kalbim buralarda dolaşmaya devam ediyor ama, elim varıp ta bir şeyler karalayamıyorum. Yani sanırım aslında ben yazamıyorum. Yoksa vallahi vurdumduymaz değilim:))

tufan dedi ki...

Acısıyla tatlısıyla geride bırakacağımız bir yıl daha oldu, hatalarımızla büyüdük, ders aldık.

Ağız tadıyla, huzurla ve sağlıkla, aydınlık günlerin umuduyla tüm sevdiklerinizle birlikte mutlu bir yeni yıl diliyorum..

Saygılar sevgiler.

Kardeşim dedi ki...

Farkındalığımız yeni umutlar yeni kapılar yeni dostluklar sunacaktır bize.

LODOSCU dedi ki...

Ne iyi demişsiniz:) ve
size kesinlikle inanıyorum Kardeşim...