04 Ocak 2009

Son Durum Tespit Raporu





Dünyayı saran ekonomik krizin ülkemizi teğet meğet geçmediği, aksine ortalardan bir yerden nişan aldığı su götürmez biçimde ortaya çıktı. Aslında krizin gölgesi yurdun sınırlarına henüz vurmamışken bile bazı iş çevreleri en radikal, en sert önlemlerini almaya başlamışlardı ki bana kalırsa sırf bu yüzden krizin kapıda olduğunu anlamak mümkündü. (Anlaşılamayacak olan bir şey varsa o da krizin boyutuydu sanırım..) Kriz öncesi duyulan köklü yapılanma! ihtiyacının psikoloji ile yakından uzaktan hiç bir ilgisi yoktu ve alınan o önlemler, direkt olarak fırsat bu fırsat diyenlerin sadece azalması riskine karşı, kâr paylarını garantiye almak için işçi maliyetlerini azaltma çabasıydı. Bence krizin asıl etkisi bundan sonra görülecek. Öte yandan çok karamsar olduğumun düşünülmesini istemediğim için, sözkonusu ekonomik krizin 2000-2002 yıllarındaki krize oranla daha hafif geçeceğini (aslında bazı belli sektörleri daha çok vuracağını okuyoruz her yerde) umduğumu yazıp, kendi ikibindokuzum üzerine küçük bir tespit yapacağım.

Öyleyse bendeki son durum:
Uzun yıldırıcı bir çalışma yılının ardından alınan manevi darbelerin etkileri -özellikle son onbeş gün içinde- onarılmaya çalışıldı. Ardından zor geçeceğe benzeyen yeni yıl ölçülüp- biçildi. Olasılıklar defalarca incelendi. Yıl, başındaki yeni sıfatı düşünceye kadar o denli eskitildi/yıpratıldı ki, ötesi-berisi ve de her bir köşesi ince ince hesaplanan bu dönem, uzun geçse bile asla yıldırıcı olmasın.


Özgüven-Özsaygı-Umut:
Bazılarımız için iş yaşamı, yaşamın geneli içinde çok fazla önem taşır. İş yaşamında aradıklarımızı bulamadığımızda, yaşamın genelinden aldığımız haz büyük ölçüde azalır. İşte ben bu bazılarımızın arasındayım.. Daha açık bir ifadeyle, halen yaptığım işten ve çalışma koşullarımdan hoşlanmadığımı ve son dönemlerde içimdeki ışığın azalmasından korktuğumu söylüyorum. Bu cümleden sonra hemen tembel bir teneke olduğum zannedilmesin lütfen. Çalışmanın kendisinden son derece hoşlanan bir çalışanım ben. Sorun işimle değil, çalıştığım firmanın hantal ve dayatmacı yapısının aksine işleyen pratik ve özgürlükçü yapımla alâkalı!

Kişisel amaçların gerçekleşebilmesi için özgüven, özsaygı ve umudun önemli bir sacayağı oluşturduğunu düşünüyorum.. Sözünü ettiğim iki yapı arasında özgüven-özsaygı-umut üçlüsünü bir arada tutmak bazen sorun olabiliyor. Belki de bu üçlünün hep benimle kalmasını sağlamak temel amacıyla, yıllardır ikibindokuzun yeni başlangıçlarımın dönüm noktası olacağı inancım vardır..Bu yıl her şeyin tamamlanacağına, 2010'un ise yepyeni ve hür hayatımın başlangıcı olacağına duyduğum bir (hayâl değil) inançtır bu. Geçtiğimiz yıl biraz körelen ama artık yeniden parıldayan bir inanç... Öyle düşünüyorum ki; daha özgür olma hesapları yaptığım bir dönemin sonuna ramak kaldı. Hatta oluşan yeni şartlar altında (o şartlar zor olabilirler ama olumsuz olduklarını düşünmüyorum artık), önümde alınması gerekecek bambaşka kararların olabileceğini de düşünmüyor değilim. Mevcut işimde özellikle her zamankinden daha özenli, sabırlı (tabii ki ezilmeden) ve disiplinli çalışmayı planladığım bu yıl, ya hiç yapamadığım kendi mesleğimi yapma yolunda ilerleyeceğim bir yıl olacak ya da belki bambaşka arayışlarla geçecek ve önemli kararlarla noktalanacak. 'Arayış' sözcüğü fazla iddialı gelirse, şimdilik sadece 'kararlar' kısmı da yeterlidir benim için ama, sadece şimdilik:)

Sevgili 'umutyeşertenaileme' ithafımdır..

2 yorum:

sedencik dedi ki...

elbette teğet filan geçmedi...
ve...
elbette psikolojik de değil :)

ama umut varsa ,gerisi gelir ...
hele...
özgüven ve umut ikilisiyle herşey güzel...
çok güzel olur...

sevgiyle...

LODOSCU dedi ki...

Canımsın:)

Seden'cim yorumun için iki mesaj geldi mailime..Biri senin adına diğeri bir özel isimle..ıp aynı olmali ki aynı gönderi içinde iki mesajla bildirildi..
ve bu şaka herhalde dedim..ama yok..sen nike sever miydin ki:)