14 Eylül 2008

Keşif

Bir süredir (farkeden dostlarca malum) ortalıkta değilim..değilim ama artık bu durumdan rahatsız olmaya başladım. O nedenle de yine ufak ufak dönüşler yapmak istiyorum. Dönüş derken bir yerlere gittiğim anlaşılmasın. Kendime yaptığım yolculukları saymazsak hiç bir yere gitmedim.
Ayrıca zaten kendinde olan! kendinde yaptığı yolculuklarla da mutlu olan birinin tatil matil neyine. (otursun o Allahın cezası oturduğu yerde...)

Anlaşılacağı üzere oldukça sakin, dingin, huzurlu bir yaz yaşadıktan sonra artık bir şeyler yazayım istiyorum, ama yazamıyorum. Dönüş dediğim üç beş satır bir şeyler karalamaktı. Bense bir şeyler yazdıktan hemen sonra yazdıklarımın üzerini karalıyorum. Önceleri yazmak istemiyordum. Şimdi yazmak istiyorum, yazamıyorum. Hadi bakalım.Hayırlı olsun!

Hayır gittiğim yerde gördüğüm manzaraların çoğunu kendime saklamak zorunda olmasam onları anlatacağım.. Şimdi "kim ne yapsın onları, tabii saklayacaksın kendine" diyenleri duyar gibiyim ..ama nafile, benim işim gücüm onlarla maalesef. Seviyorum iç yolculukları...onlardan yıldızlı olanları seçip seçip anlatmayı...hattâ mümkünse (tabii mümkün) herkes yapsın ve orada yaşadıklarını bana anlatsın da istiyorum.

Son cümleyi yazdıktan sonra Carl Jung'ın şu cümlelerini yazmazsam çatlarım:

Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir.Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur;içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.

Sanırım şu içeriye yolculuklar hakkında bir şeyler yazabilirim sonra.
Görüşürüz:)



6 yorum:

Adsız dedi ki...

nihayet..
hoşgeldin:)
bak özlemişim seni.
ben kendi yolculuğumdayım, molalar veriyorum ara sıra. hırsla yazıyorum ama. dur bakalım ne çıkacak.
sevgilerimle
SF

LODOSCU dedi ki...

Hoşbuldum! Sen dürtüklemesen çıkmazdım ben ortaya ama, başka türlü de daha uzun süre başlamayacaktım herhalde. Yazabilmek, anlatmak istediklerini ifade edebilmek ne güzel..Yaz yeter ki sen.Biliyorum ki harika şeyler çıkacak.

not:Berrin Hoca'm ben seni biraz da yolculukların nedeniyle seviyorum galiba:)

Adsız dedi ki...

ister içeriye ister dışarıya her yolculuk sürprizlere açıktır...
ama iyi ama kötü :)
iyilik ışığı altında...
sevgiler...

seden

LODOSCU dedi ki...

Canımıniçi sana şimdilik hiç bişey demiyorum...Sadece şunu bil ki:Halen sana yaptığım "annemin dereotlu pırtık böreği"nin misss gibi kokusu geliyor mutfaktan..Caanım börek nasıl puf puf kabarmış, nasıl güzel olmuş anlatamam. Bana doğru bir iç yolculuk yapıp şu an içimden geçenleri hissetmeyi mi seçersin yoksa yine bana doğru dış yolculuk yapıp da böreğin tadına mı varırsın bilemem..Ama çok bilmek istediğim bi şey var:
Seden sen neredesin Alla'sen?

Adsız dedi ki...

Serin, yağmurlu ve gri gökyüzülü İstanbul'un bir köşesinden merhaba,
Bir korku tünelini andıran ve hızlı çekim yaşanan hayatımın nadir es'lerinden birinde, martılarının ve dalgalarının arasında dinlenmeye geldim ve "olmakla olmamak" arasında geçen süremde sayfana küçük bir not düştüm.
"Buradaydım ve burada olmaktan mutluyum"
Yazındaki mesajını aldım. Ama isimsiz dostun dediği gibi inanıyorum ki her yolculuk bir süpriz.
Yine de yolculuğun içeriye olanı yürek istiyor.

yüreğin hep mutluluk dolu olsun.
Sevgilerimle.

kaymağıtereyağınaçevirenfare..:))

LODOSCU dedi ki...

Bizler çoğu zaman tünellerimizin dışındaki geniş yemyeşil kırlara uzanmak, serin derin denizlerde yüzmek istesek de hayatımızın tamamını yaşayabilmek için aldığımız esleri her yerde, her şartta, her zaman almayı öğrenmeye çalışmıyor muyuz?
Yani her şartta nefes alabilmeyi öğreniyoruz...
Yani aslında öğrenmek ve "yaşamak" için yaşıyoruz.
E bunların her ikisi de az çok cesaret ister dersek eğer, öncelikle yine içimize bakmak gerekli değil mi?...

"Yaşamak" için bence başka şansımız yok..

Kaymağıtereyağınaçevirebilen arkadaşım benim, iyi ki geldin.. Sefa getirdin, mutluluk verdin:)
Rüzgarın her esintisi, yüzüne çarpan dalgaların her damlası sana hep mutluluk versin .