29 Ekim 2007

Gözlerimde rüzgârlar ...

"Dümeni bırakınca bilirim ki, artık senin onu ele almanın vakti gelmiştir.Yapılması gerekli ne varsa ânında yapılacak. Bu mücadele boşuna.Öyleyse el çek ve mağlubiyetine tahammül et gönlüm ve koyulduğun yerdetam bir sükûnet içinde oturmayı iyi bir tâlih belle.Bu benim lâmbalarım rüzgârın en hafif kıpırdanışında sönmekte; onları yakmakla uğraşırken, bütün her şeyi tekrar tekrar unutmaktayım.Ama bu defa aklımı kullanacağım ve hasırımı yere serip karanlıkta bekleyeceğim ve her zaman ne irade edersen, Efendim, sessiz gel ve burada yerini al." Rabindranath Tagore-Gitanjali (dergah yayınları sayfa 113)


Karanlıkta, hareketsiz beklemek ve mağlubiyete teslim olmakla derin bir huzura mı boğulur insan ya da, dayanılmaz bir zulmün içinde yitip gider mi yoksa?

Yolculuk süresince ayak hep takılır engellere..Yol bu.. Olagelen, olması gereken bu.
Bense yol boyunca en hafif rüzgarda sönen benim lambalarımı tekrar tekrar yakmakla uğraşırken onları ve bütün her şeyi ‘unutmamayı’ öğreniyorum. Öğreniyorum.

Bu şiir, bir süredir kendime sorduğum çok önemli bir soruya yanıt verdi.
Tagore, sevdiklerimin en gözdesi. Gitanjali, başucu kitaplarımdan..Öyle ya da böyle muhakkak bulduğum bir şeyler var bu kitapta.Peki bu şiiri daha önce okumadım mı? Okudum. O halde niye şimdi gördüm?
Çok basit..çünkü devam ediyorum..
Çünkü ben rüzgârı seviyorum.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

yelkenlere üfleyecek rüzgar hep olmalı. bu rüzgar kah sevdiklerimiz, kah hayallerimiz, kah inadımız...olmalı.
karanlığın içindeyken bile insanın aydınlık durmalı aklı. yaşanan güzel bir günü hatırlamalı, güzel bir sözü tekrarlamalı ya da sevdiği birini canlandırmalı..
Tagor a aferim, sana daha çok aferim..(m ler kasıtlı yazılmıştır. hatta sevimli olunmaya çalışılmıştır..) sevgilerimle.
Sfelsefeci

lodoscu dedi ki...

Doğrusun..karanlığın içindeyken içimizi aydınlıkta tutacak bir şeyler mutlaka vardır.Yeter ki bulmak için istek olsun,azim olsun.

Başıma taç yaptım o aferimden..
Sana da sevgimi yolluyorum.